NİCEDİR ÖĞRETMENİMİN HALİ?
Bugün 24 Kasım Öğretmenler günü.
Eli öpülesilerin günü.
Bizleri, sizleri, hepimizi.
Dünün, ondan önceki günün.
Bugünün ve tabi ki yarının.
Nesillerini yetiştiren; "Muallimler".
Bugün; onların günü.
***
Ama buruklar.
Çilelidirler, tepkilidirler.
Klişeleşmiş ifadeler olacak az sonra söyleyeceklerim.
Ama elden ne gelir?
Çark ve zaman; "çaresizlik" noktasında ifadeleri tekerrür ettiriyor.
Ülke haliyle; Türkiye olunca!
Ne bir adım ileri.
Ne bir adım geri; "mevzuu" aynı mecrada ikmal!
* * *
Bugün bazı zevat konuşacak, nutuklar atacak.
Sabırla, sevgiyle, şefkatle "hamurları" yoğrulan öğretmenler için!
Yaldızlı sözler sarf edecekler.
Okkalı cümleler, kurgulanıp seslendirilecek "öğretmenlerin" hal-i vaziyetini!
Diyeceklerdir ki; şöyle-böyle!
Altına bir de imza konulacak "elleri öpülesi" denilerek.
Sonra, unutulacaklar.
Bir daha ki sene-i devriyeye kadar!
***
Ama kimse;
Ne içer, ne yer, ne yapar, neye hazzet demez?
Demedikleri için de; biz de yılda bir gün de olsa "sözcükler" farklılık içermezse de; "dramlarını" ifade etmeye devam ediyoruz.
Tabiî ki etkili ve yetkili zevata tokat misali.
Elimizden de gelen bu!
Belki, "kuma gömülü" kafalar çıkar da, hakikati görürler.
***
Bugün diyen var mı; ?
Öğretmenin "hali-vakti" yerindedir diye?
Yok.
Diyemez.
Çünkü o mazide kaldı.
Öğretmenlik "en kolay, en çabuk" elde edilebilinir bir meslek halini aldı.
Sıradanlaştı!
İşsizlik, fakr-ü zaruret hâsıl olunca.
İnsanoğlu "ne olursa olsun, ekmek kapısı olsun" diyor.
"Yarı aç-yarı tok" karnına olsun da ne olursa olsun!
Hiç yoktan iyidir deyip; tercihi sıradan olan bir meslek haline geldi.
***
ÖĞRETMENİN MUTSUZLUK TABLOSU!
Tüm buna rağmen!
Buyrun, öğretmenlerin içerisinde bulunduğu dram.
Düşünün; 320 bin civarında şuan için öğretmen adayı olma noktasında atama bekliyor.
Dile kolay, İzlanda'nın nüfusu kadar.
Eğitim-İş öğretmenlerin "yaşam koşullarını" araştırmış.
Vahim bir tablo.
***
İşte; hal-i çaresizlikleri.
Yüzde 93’ü maaş yetersiz
Yüzde 91’i eğitim-öğretime hazırlık ödeneği yetersiz!
Yüzde 84’ü gelir yetersizliği mesleğin verimini düşürüyor.
Yüzde 91’i verilen çocuk yardımı yetersiz!
Yüzde 91’i ek ders ücretleri yetersiz!
***
Yüzde 73’ü gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle mesleğine motive olamıyor.
Yüzde 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşıyor.
Yüzde 69’u daha çok para kazanacağı bir iş imkânı olursa öğretmenliği bırakacak.
Yüzde 89’u gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle öğretmenlik mesleğinin saygınlığının azaldığını ifade ediyor.
Yüzde 86’sı öğrencilerine örnek olabilecek şekilde giyinemiyor.
***
Gelirine katkı sağlamak için ek iş yapmayı düşünenlerin oranı yüzde 65.
Yüzde 7'si ise zaten ''ek iş yaparak'' geçiniyor.
Tabi; Kredi kartı olmazsa diyorlar.
O zaman tam bir perişan olurduk.
Ayın sonunu ancak kredi kartıyla getirebiliyoruz diyorlar!
* * *
Anlayacağınız üzere;
Öğretmenlerin nerdeyse tamamı "gelecekleri" açısından umutsuzlar.
Ve mutsuzlar!
Şimdi böylesi bir hal-i ruhiyat içerisinde; yapılan eğitim-öğretimin sonucu ne olur?
Hiç olmaktan öteye hiçbir şey olmaz!
Hal-i vaziyet orta yerde, zaten!
***
NERDE KALKI HAK VE HUKUK?
Evet, Öğretmenlerimizin hakkını ne yapsak ödeyemeyiz.
Meşhur bir söz vardır.
Hz. Ali’ye (r.a) atfedilen bir ifade.
Denir ki; “Bana bir harf öğretenin kırık yıl kölesi olurum.”
Ey devlet-i âliye nede bu değer ölçeği?
Yok.
Hesaplayalım, bir harfin 40 yıllık köleliğini.
Hiç kuşkusuz ki, Öğretmenlerimiz en azından 29 harfi kesinlikle öğretti bize/size.
Peki, nerde "hakları, hukukları, sosyal yaşam imkânları?"
***
Mevzu tepeden-tırnağa galebe çalıyor.
Baksanıza; "günün kutlama" tarihi bile, garip!
Düşünün!
Dünya'da Öğretmenler günü 5 Ekim'de kutlanıyor...
Ama gel gör ki; biz de 24 Kasım’da öğretmenler günü kutlanıyor?
***
Peki, niye diyeceksiniz?
Cevabı çok acıklı!
24 Kasım, 12 Eylül askeri darbenin kalıntısıdır.
Eee bilen bilir o yılları.
80'de yönetimi ele geçiren cunta idi.
Kenan Evren komutası.
Kim bilir o tarihte kaç yüz öğretmen, eğitimci işkenceye maruz bırakılarak, kayıplar arasına eklenmiştir?
***
Askeri cuntanın başında Kenan Evren.
Kendince; fetva veriyor.
Atatürk'ün, doğumunun 100. yıl dönümüne münasebetten.
Mükâfat diye!
1981 yılında 24 Kasım’ın her yıl "Öğretmenler Günü" olarak kutlanmasını kararlaştırıyor.
***
NEDEN 5 EKİM DEĞİL DE 24 KASIM?
İyi niyete dair mi?
Mümkün mü?
Kim görmüş, askeri vesayetin ikmalinde, iyi niyeti?
Bunu yaptıkları adaletsizlikleri, kanunsuzlukları bir nebze olsun kapatabilmek içindir.
O dönemde bir taraftan 24 Kasım’ın Öğretmenler Günü olarak kutlanması zorunlu hale getiriliyor.
Diğer taraftan da 1402 sayılı kanunla birçok bilim insanı, öğretmen, eğitimci, öğretim görevlisi "kapı" dışarı edilerek yasaklı hale getiriliyor.
Yani işte böyle bir garabet, durum!
***
Onun için derim ki; "İçinizin yandığını görüyorum!".
Ne demiş büyüklerimiz.
Tabi ki, hali hazırdakiler değil.
“Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak nasıl çıkar bu karanlıklar aydınlığa.”
Yani, sen yine de dik dur öğretmenim.
Unutmayın ki, bu ülkenin size ihtiyacı var.
***
Velhasıl!
Analar doğurur, öğretmenler yetiştirir.
Ama ne var ki; onların bize yaptıklarının karşılığını "verdiğimizi" söyleyemeyiz.
Çünkü vermiyoruz!
Vermediğimiz içindir ki; "bi dokun bin ah işit" misali; dert batağındalar.
Diyorum ki, tüm yaşadıklarınıza rağmen hala “benim günüm var” diyorsanız!
Bizden de, "Gününüz kutlu olsun" demek kalıyor sevgili öğretmenim!