PARİS KATLİAMI, EMPERYALİZMİN TUZU-BİBERİ

Değinmeyecektim!.
Ama…
Bazı okurlarım; "neden, Paris hadisesini mülahaza etmiyorsun?" diye sorguladı.
Bu nedenle!
Az-öz mahiyetiyle, fikr-i beyanım şudur.
Hadise; "sıradan" değil.
Çok başlıklı, "kapsamı" ve tabi ki "emperyalizmin" kendi planıyla, geniş amaçlı.
**
Özüyle;
İslam dünyasının "gelişmesini" engellemek.
Batı dünyasında.
Hıristiyan âlemi içerisinde.
ABD ve Avrupa dâhil.
Ki tüm coğrafyada; "İslam’a" yönelişi İslamofobiyle kırmak.
"Körüklemek".
 
***
Arap baharı!
Onların "en büyük" korku dalgasıydı.
Çünkü "piyon" liderler alaşağı ediliyordu.
Halk; "emperyalizmin" tahakkümünden kurtuluyor.
Kendi dindaşıyla.
Kendi inancıyla ve siyasi "değerleriyle" örtüşen bir yönetime kavuşuyordu.
Demokrasiyle!
Ama saf-katıksız bir demokrasiyle; buluşuyorlardı
***
Hatırlarsak!
One Munite(Van Minut)’le, Ortadoğu'da nasıl bir rüzgâr değişimi olduğunu?
İslam ülkeleri içerisinde;
Özgürleşmenin, bu haykırışının, "fırtınası" koptu.
Libya. Irak. Mısır. Tunus.
Yani, "anti-emperyalist" tutum, büyüdü.
Ne var ki; Türkiye'nin "siyasi" acemiliği.
İbre değiştirdi.
***
ABD.
Ve Avrupa.
Yani Hristiyan dünyası.
100 yılı gören siyasi aksiyonuyla "Yeni Dünya Düzeni" adıyla, projesini, hayata geçirdi.
Medeniyetler çatışması.
Ekseniyle, Müslümanlar arasında "mezhepsel" kargaşa üretmek.
Birçok ülkede bunu başardı.
***
Bu da; "iç savaş" yaratmak.
Afganistan'da,
Pakistan'da,
Irak'ta, Libya'da, Tunus’ta.
Ve bugün; Suriye'de; "körüklenen" hadise yekûnuyla, "iç savaş".
Türkiye kapı önünde.
İran'da.
10 yıllık değil.
100 yılı devirebilecek bir sürecin; "iç hesaplaşmasını" başlattı İslam ülkeleri içerisinde.
***
Diyebilir miyiz ki;
Taliban,
El Kaide,
Ve son sürüm IŞİD.
Yani radikal silahlı, örgütler!
ABD "patenti" dışında, kendini var edebilmiştir.
Kesinlikle.
Bilgisi, onayı ve desteği olmadan "adım bile" atamazlar.
Yani varlıkları ve icra alanları hesaplı kitaplı.
***
11 Eylül; Taliban denildi.
Ama saldırı;
ABD'nin Afganistan dâhil bir anda Ortadoğu'da yeniden, "hamle" yapmasına gerekçe oldu.
İkiz kuleler.
CIA dâhil.
Dünya istihbaratı; "uykuda" yakalandı saldırıya diyebilir miyiz?
Mümkün mü?
Londra.
Madrid saldırıları.
Paris metrosu katliamı.
Hepsi; yüz yıllık hesaba "kapı aralayan" anahtarlar oldu.
Tuz-biber misali.
 
***
Şimdi; hal-i hazırdaki IŞİD.
Elbette ki, mezhepsel ve Irak'taki Şii yönetimin "baskı ve zulmünden" doğan bir öfkenin oluşumuydu.
Ama "komuta" birden, el değiştirdi.
ABD "kontrol" etmeye başladı.
Emperyalizmin projesine "nimet" görüp dâhil etti!
***
Yoksa!
IŞİD'e, Fransa'dan.
Almanya'dan.
İngiltere'den. ABD'den. Ve daha sayabileceğimiz birçok emperyalist ülkeden katılımlar "olabilir miydi?"
Maddi destek.
Silah temini ve satıcı.
Bu ülkeler bu duruma "rıza" gösterir miydi?
***
Paris'te mizah dergisi Charlie Hebdo'da başlayan ve üç günde, üçü saldırgan 20 kişinin öldürüldüğü saldırıya gelince!
Charlie Hebdo!
Mizah dergisi, İslam dünyası için "sevilen" bir yayın organı değil.
Bunu, sağır-sultan bile biliyor.
Bugün değil, derginin hayatına başladığı tarihten buyana fikri arızalığını sürdürüyor.
Bugüne kadar saldırı olmadı.
Salman Rüştü gibi birine dahi.
Birden bire bu saldırının ikmale gelmesi.
 
***
Tüm bunlara rağmen;
"Müslümanlar" bu saldırıyı meşru görmüyor.
Görmez de.
Çünkü İslam'da "böylesi vahşi saldırılara" cevaz yok.
Dünkü, Paris’teki yürüyüşte gördük bunu.
Türkiye dâhil.
Birçok İslam ülkesi lideri, o yürüyüşe katılım göstermişti.
Saldırıyı lanetlemişti.
Elbette ki lanetlenecek bir saldırı.
***
Diyeceğim şu!
Saldırganlar; "Müslüman" deniliyor?
IŞİD bağlantılı deniliyor.
Olabilir.
Ama Fransız vatandaşı.
Bu zevat Fransa'dan kalkıp Yemen'e gidecek.
Orada eğitim görecek.
El Kaide kampında kalacak, hatta savaşacak.
***
Sonra; bir gün Fransa'ya dönecek.
Pariste yaşamına "normal" seyirle devam edecek.
Rap müziğine âşık olacak.
Her türlü, faaliyette bulunacak.
Kimse de, onları Cami'de, görmeyecek.
İbadetlerine, "şahit" olmayacak.
Ne garip bir durum değil mi?
***
Ve gün gelecek?
O kardeşler; Charlie Hebdo dergisini basacak.
Onlarca kişiyi öldürecek.
Olup-bitenler, an be an kameralara yansıyacak.
ALlah'ü Ekber dedikleri söylenecek.
Ve biz; IŞİD adına, El Kaide adına bu saldırıyı yaptık diyecekler?
IŞİD'de açıklama yapacak; "bizim adamlarımız" diye.
***
Peki Fransa!
Milli istihbaratı, emniyet teşkilatı.
Ve koca Avrupa!
Tüm vuku bulan bu hadiseler zincirinden haberi olmayacak?
İstihbarat teşkilatları bilmeyecek?
Sizce mümkün mü?
Kim inanır?
Kargalar bile güler; "böylesi düşüncenin" ifadesine.
***
Onun için; kim ne derse desin!
Müslümanlar.
İslam dünyası, "bu barbarlığı ve vahşeti" biz yapmadık, dese de!
Desteklemiyoruz dese bile.
Dünkü Paris’teki "terör protestolarına", 7'den 70'e katılım dahi gösterdi ki.
Diğer gösterilere katılınsa da.
Vaziyet değişmez!
Çünkü proje 100 yıllık ve işlem startını almıştır.
Kaçış yok!
***
Tek yol var!
O da; İslam dünyasının "kendi gerçekleriyle" yüzleşmesi.
Her ülke. Her siyasi akım.
Çözümü kendinde, çareyi dışarıda aramamalı.
Hele ki, "demokrasi" vaadiyle Emperyalizmin sömürgesine, düşmemeli!
Sonuç itibariyle; Paris vahşetini, "bu perspektifte" gördüm.
Sizin çerçeveniz nedir bilmem?
Ama Fransa bu vahşet hadisede "masumdur" derseniz, burada fikri- ayrılık içerisinde oluruz.
Çünkü büyük resimden göz kaçırtıyorsunuz.
***
TEŞEKKÜRLER!
Evet;
Önceki gün, bizim gönümüzdü.
10 Ağustos Gazeteciler günü.
Günümüz münasebetiyle;
Bizleri ziyaret eden,
Tebrik mesajı gönderen,
Çiçekle onurlandıran,
En önemlisi de, "sorunlarımızı" bizim dışımızda, dile getiren,
***
Mesleki dayanışma gösteren,
Türkiye'de hala "basın özgürlüğünün" olmadığı hakikatini ortaya koyan,
Demir parmaklıklar arasında gazetecilerin bulunduğunu söyleyen,
Sarı basın kartının "tanıtım" kartı olmaktan başka vasfı bulunmadığını, dillendiren,
Hele ki, yandaş-candan kulvarıyla "mesleği" mecrasından saptıranların var olduğunun bilinmesini isteyen,
Kalemin silah değil, yol gösteren olduğunu bilen,
***
Velhasıl;
Fikir ve düşünce özgürlüğü önündeki tüm engellerin "kaldırıldığı",
Çağdaş, demokratik, "özgür" bir yönetim anlayışının hâkimiyet kazandığı bir ülke dileğiyle,
Herkese teşekkür ediyorum!
İyi ki varsınız.
İyi ki, bizlerle "yol arkadaşısınız"
Çünkü bugün konuşup yazabiliyorsak, biliniz ki sizin "manevi desteğinizin" sayesindedir.
Kimsenin değil.
Evet, tüm meslektaşlarımın da; "gününü" kutluyorum!