RAKI-AYRAN MUHABBETİ

Ah ki, ah.

Hem de, binlerce kez ah!

Ne garip bir hal-i vaziyettir ki, bu yaşadıklarımız!

Anlamak güç.

Olup-biten zihin fakirlikten mi kaynaklı?

Yoksa siyasi beceriksizliği örtme gayretkeşliği midir?

***

Doğrusu;

Berisi, neler olabilir bilemiyorum?

Ama görünen o dur ki;

Hem zihin fakirliği,

Hem de, siyasi beceriksizlik!

Yani ikisi de mevcut.

Ve ikisi de ne yazık ki şu bir kaç gündür hayli "revaçta" prim döktürüyor.

***

Tabi.

Vaki olan durum insana, şu sözü de hatırlatmıyor değil.

Millet gider Mersine.

Hal-i perişanlar gider tersine!

Baksanıza,

Şuan ki ülkenin "siyasi" gündemi ve icra olunan meşguliyet.

Zıt eksen hasb-i hal ediyor!

***

Gazetelere.

Köşe işgalcilerine.

Dahası Muhalefetin lider kadrosu dâhil.

Velhasıl iktidar dışındaki tüm zevat…

Topyekûn bir saldırı işgaliyle kafalar zil-zurna sarhoş yalpalanıyor.

Mevzuu da "Rakı-Ayran" muhabbeti!

***

Neymiş.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Yeşilay Cemiyeti ve Dünya Sağlık Örgütünün organize ettiği sempozyumunda konuşmuş.

Burada Başbakan demiş ki;

"Benim milli içkim ayrandır"

Vay sen misin diyen.

Niye "Rakı demiyorsun da, ayran diyorsun?"

***

Bu zihin fakirleri,

Ve siyasi beceriksizliklere, sormak lazım!

Yeşilay Cemiyeti.

Ve Dünya Sağlık Örgütü.

Kuruluş ve mücadele itibariyle kulvarları "buna" karşı çıkıştır.

Sigarayla,

Alkollü içkilerle, Uyuşturucuyla mücadele eden kuruluşlar değiller mi?

***

Şimdi;

Böylesi bir ortamda.

Ve konu "zararlı" alışkanlıklar olduğuna göre...

Başbakan o kürsüde "alkole" methiyeler mi dizecekti?

Bir de, Başbakanın "inancı" gereği alkole karşı.

Evet beyler!

"Milli içkimiz, rakıdır. Bilesiniz ki, herkes, demlenecek".

Artık, akşamdan akşama değil.

Günün 24 saati, "milli içkimizle" hasb-i haliniz olacak.

***

Bir de; sakın ha sakın.

Tembihleyecek;

Rakı'nın yanında sigarayı da "tutturmayı" ihmal etmeyin.

Tutturun.

İmkân hâsıl ise yanında, bir iki gram da, "eroin-esrar" olabilir.

Hoş gider.

Cüzdanı şişikler;

Ayrıca, "kokaini" de yanına meze yapabilirler.

İyi gelir.

Yuh.

Şimdi Başbakanın bunları mı demesi gerekir di?

***

Sağlık için bu şart mı?

Her sorunun, her hadisenin "çözüm reçetesi" bu mu diyecekti?

El insaf.

Öyle inanıyorum ki.

Başbakan'a, şuan "bel altı" saldırıların ikmalinde olanlar.

Ucuz siyaset bağımlıları.

Kerameti kendinden menkul, şahsiyetler.

Eğer bu saydıklarımın bir tek tanesini dahi zikretse.

İlk diyecekleri;

Vay sen misin, bunları diyen olacaktı?

O zaman da, 'methiyeler!' dizerlerdi.

***

Diyeceğim,

Bunların ve aynı bağımlılıkta olanlar.

Yani cenahın ürünlerinin; tek gaye ve uğraş mücadeleleri vardır.

O da toplumu ve ülkeyi "her daim" hizip atmosferinde debelendirmek!

Tutmak!

"Uyuşuk" bir beyinle meşguliyet içerisinde olmalarına öncülük etmek!

***

Bakın.

Dile kolay, ülkede yaşanan son hadisenin geldiği nokta!

30 yıldan,

Hatta bir asrı bulan geçmişe sahip bu mevzuu!

Adına ne denilirse denilsin.

Şuan, "kanayan" sorun, çözüm seyrinde ilerliyor.

***

PKK silahlı gücünü "sınır dışına" çekme kararı aldı.

İmralı,

BDP ve Kandil, Ankara "mutabakatıyla" barış uğraşında.

Şimdi bunlar ne anlama geliyor?

Silahlar susacak,

Çatışma,

Şiddet ve operasyonlar yaşanmayacak.

Kan, gözyaşı, acılar bir daha "yürekleri" yakmayacak…

***

Yani,

Barış, huzur, güven ve istikrar sağlanacak.

Türkiye

Özellikle Güneydoğu, "sosyo-ekonomik" bazda "değişim" yaşayacak.

Teröre,

Silaha,

İstihbarata ve stratejilere harcanan para, "milli gelire" dâhil olacak.

***

Bugün;

10–12 bin dolar olan kişi başı milli gelir!

Düşünün;

Teröre heba giden 400 milyar doları.

Bu tutar;

Milli gelir hanesine aktarıldığında, "kişi başına düşen milli gelir" ne olur biliyor musunuz?

30–35 bin dolar içten bile değil.

O zaman; "kim tutar" bizi-sizi!

Uçarız uçarız.

***

Birde,

Güneydoğu, Doğu'nun bakir yeraltı zenginlikleri.

Petrolü,

Kaya gazı,

Mermeri,

Kömürü.

Diğer madenleri.

***

Sulanacak tarım alanları.

Hayvancılık,

Sanayi.

Daha sayabileceğimiz yüzlerce "üreten sürekli gelir sağlayan" sektörler.

Hepsi ama hepsi

Düşünün, "hayat bulduğu" bir ortam yakalandığında, neler olduğunu?

Şimdi bu hakikate yelken açmışken…

***

Yani,

Tarihi bir fırsat,

Tarihi bir şans,

Hele ki toplumsal mutabakat ve destek kamil iken.

Bunun olması için, atılacak adımlara "omuz" verilmesi lazımken.

Akil olma noktasında, "işlerlik" kazandırmak için; caba sarf edilmesi gerekirken.

***

Maalesef şu an yapılan muhabbete bakın;

Rakı-ayran!

Bir de tutturmuşlar;

Balık ayranla mı ölür, yoksa rakıyla mı, hayat bulur?

Her ne zıkkım ise!

***

Sormak istiyorum,

Kızılcık şerbetini içene rakımı içirtilir, yoksa ayran mı?

Hadi buna cevap verin;

Zihin fakirleri, siyasetin beceriksizleri.

Veremezsiniz.

Çünkü algı yoksulusunuz…