ŞEHRİ GERMEYE KİMSENİN HAKKI YOK!

Keşfe gerek yok!

Hakikattir. Asırlardır da varlık idamesindedir.

İsrail "Siyonist" bir kimliğe sahiptir.

Devletinin de arkasında "emperyalizm" vardır.

Baş kumandan da, Amerika Birleşik Devletleri.

AB Emperyalizmi de, bel çıkandır.

Pek tabi ki, Birleşmiş Milletler de bu meyanda "ikiyüzlüdür."

İslam ülkelerinin "piyon" liderleri de, onların gerisinde değiller.

***

Siyonist İsrail.

Yarım yüzyıldan buyanadır; "Ortadoğu'da" vampir misali kan emici.

Eller tetikte.

Bombalar, füzeler havada.

Hedef; Müslüman Ülkeler!

Ve tabi ki asırlardır konuşulan "O Büyük Ortadoğu" projesini hayata geçirebilmek!

***

Filistin toprakları!

İşgalci Siyonist İsrail tarafından "kemirgen" misali!

Her attığı bomba.

Her sıktığı kurşun Müslüman kanını akıtıyor ve "İkiyüzlü" dünyanın gözü önünde, "toprak ve güç" olarak kendisine geri dönüyor.

Şöyle, Filistin haritasına bakın.

Ve Ortadoğu'daki komşu ülkelerinin coğrafik haritası!

Yılların sirayetiyle İsrail nasıl hızla "toprak" sahibi olmuştur.

***

Bir avuç güruh bir ırk.

Nüfusu, toprak yüz ölçümü dahi!

Konya "ilimiz" kadar olmayan bu Siyonist vampir ülke İsrail!

Ki tabiri caizse, Müslümanlar "tükürükle" boğabilecek bir yapıda iken!

Ama gel gör ki; o tükürmenin bile cesareti yok!

Suriye "iç çatışma" içerisinde.

Irak ha keza. Lübnan. Ürdün ve Mısır dâhil.

***

Fitnenin, temeline baktığınızda!

İktidar savaşı "görünüyorsa da" senarist ve finansman yine bu "Siyonist İsrail" altında çıkıyor.

Ve ne gariptir ki!

İslam adına "hareket" eden sözde birçok örgütler de icraatlarıyla bakıyorsunuz ki, "değirmenine" su taşıyor.

Bakın, Hammas!

Bakın Hizbullah ve daha diğerleri.

Sözde füzeyle İsrail'e saldırıyor.

Bir iki füze!

Sonra İsrail "bu bahaneyle" Filistin topraklarını işgal ediyor.

Karşılıklı dövüş misali. Son Gazze "saldırısında" bu hakikat gün gibi ortaya çıkmıştır.

***

Velhasıl!

Halk değil. Ama halkı yöneten siyasal iktidarlar!

Devlet çarkı "zihniyeti" ne hazin bir tablodur ki; "ikiyüzlüdür".

Türkiye dâhil!

İslam ülkeleri enderdir "Siyonist İsrail'in" kan emiciliğine dur diyen.

Demez. Diyen de, bir adım öteye gitmiyor.

Var mı; ABD ile İsrail ile ya da "işbirliği" içerisinde olan bu "emperyal" yapıya karşı; net tavır koyan.

Askeri. Siyasi. Ekonomik. Diplomatik ilişkileri "askıya" alan.

Büyükelçiliklerini "kapatan" ya da elçilerini sınır dışı eden yok.

O zaman "samimiyet" ölçüsü yerlerde demek gerekiyor.

Ki hal-i vaziyet böyle.

***

Gelelim, dün geceye!

Tabiri caizse "Müslüman mahallesinde, salyangoz satma" mevzusu!

Diyarbakır'ın hassasiyeti tartışılmaz.

Gerek; İsrail patentli vahşet olsun.

Gerek; terörist iktidarların "halklara" yönelik soykırım saldırıları olsun!

Suriye'de, Irakta.

Sindirmesi. Ya da olağan görmesi mümkün değil.

Tepkisi; herkesin malumudur!

***

İdeolojiler.

Siyasal faaliyetler farklı olsa da!

Yılların "mağduriyeti" aynı dil ve ifade üzerine olduğu için ortak payda; "halkların" uğradığı zulme sessiz kalınmaz!

Kalmamıştır da.

Bir tarafta;

Rojava'daki IŞİD'in saldırılarına karşı gösterilen tepki ve halk direnişi.

Diğer taraftan;

İsrail'in Gazze ye yönelik saldırıya karşı, "protesto ve tepki" eylemi.

İşte, Diyarbakır böyle bir "hassasiyetin" beşiği!

***

Şimdi!

ABD'nin Adana Konsolosluğu!

Yani, Siyonist İsrail'in Başkomutanı emperyalist ABD'nin, temsilcisi!

Böylesi "kaotik" bir ortam içerisinde!

Sinir uçları açık olduğu bir zamanda!

Ki üç günden buyana, "İsrail'e lanet, Kahrolsun Emperyalizm" sloganlarının atıldığı Şeyh Said Meydanındaki; Müslümanların ortak iftar yemeği ve tepki eylemi!

İşte tüm bunların gölgesinde, siz gelin İslam'a olan "iki yüzlülükleri" bilindiği halde; "Ben Müslümanlara İftar Yemeği veriyorum" deyin!

Tepki çekmez mi çeker, nitekim öyle de oldu!

***

İslam’ı kıyam için;

"47 arkadaşıyla" idam Edilen Şeyh Said'in adının verildiği o meydanda; "tepki" oluştu.

İslam’ı 72 STK.

Üye ve vatandaşlar!

Öncelikle ifade edeyim. Saldırı şekline, şiddet içeren tavra "karşı olduğum" bilinsin.

Etki-tepki her zaman haklılık içermez.

Haklı bir "demokratik" tepkiyle, "bu zamanda bu iftar provokasyondur" denilebilinirdi.

Yıkmadan, dökmeden, kavga edilmeden?

Nitekim oradakiler de, bu şehrin ahalisi.

Yemeği dağıtan işçiden, oradaki salahiyeti sağlayan zabıta ekibi!

İftara gelenler; hepsi Diyarbakırlı.

Elin Amerikalısı "oruç tutup" gelip orda "iftar açmış" değil?

Yani yanlışa yanlışla müdahale olmamalıydı.

Haklı tepki haksızlaştı.

***

Sahi bir de; kent idaresi.

Emniyeti.

Konsolosa rehberlik yapan kişi ve kurum dâhil olmak üzere.

Meseleye "zamanlama" açısından sakıncalı uyarıda bulunmadı mı "Salyangoz satma" misali!

Çünkü biliniyor ki O meydanda bir kaç gündür "İsrail'i telin eden" eylem yapılmakta!

Hassasiyet, önemli!

Kimsenin şehri germeye hakkı yok!

Hele ki, Ramazan-ı Şerifi idrak ettiğimiz şu günlerde?

Ne saldırıda bulunanlar, ne de gerilimli bir atmosferde böylesi bir "organizasyona" öncülük edenlerin hakkı yok, şehri germeye!

Onlar da, tıpkı yakıp-yıkanlar gibi "yanlışın" icrasında bulunmuştur.

Yani iki yanlış, doğal olarak bir doğru etmez!

***

Bu arada, dikkatimi çekti.

Ki herkesin çekmiş olacaktır ki birçok okurum olaylar sonrasında beni arayıp uyardı.

Aman ha bu noktaya dikkat çekin diye!

Tepkisel eylemi; "farklı bir çatışma" atmosferine sürükleme niyetinde olanlar varmış?

Buradan da ben; "aman dikkat" diyorum!

Çünkü dün gece, Şeyh Said meydanındaki tepki sonrasında DBP-HÜDA-PAR 'gençlerini' karşı karşıya getirmeye yönelik 'fitili ateşleyen" haller oldu.

Eş Başkanların Hastanesi ziyareti esnasında da; körükleme yaşanmış.

Onun için kim olursa olsun.

İster, DBP olsun ister HÜDA-Par.

İster başka bir siyasi fraksiyon ya da sivil kitle olsun.

Kimsenin bu şehri "germeye" hakkı yok.

Aman ha aman dikkat; itidal ve hassasiyet elden bırakılmasın!

***

Siyonizm’le. Emperyalizmle. Faşist, vesayetçi, inkârcı!

Halkları "yok sayan" zihniyetle demokratik mücadele ortaya konulması gerekirken.

Biz birbirimizi; "boğazlamayalım."

Malum; yer küresine hâkimiyet kuran bu güçlerin tek planları var halkları "birbirine" düşürüp akan kan üzerinde; beslenmedir!

Filistin'de sıkılan kurşun, Irak'ta atılan güze, Suriye'deki bomba.

Türkiye'deki mayın! Lübnan’da, Mısırda; akan kan!

Onların "ticari" sermayelerinin, işleyişinde "pazar alanıdır".

Sonuç itibariyle;  "Onlar her daim "taşları bağlarlar" ama köpekleri salarlar."

İşte; İslam âlemi tüm etnik kimleriyle bunu görmesi gerekir.

Ama diyeceksiniz ki nerdeeee?

Baksanıza "birbirlerini" boğazlamaktan başka ne yapıyorlar ki?