SİYASETİN KALİTESİ
Hal-i hazırda, ülkede "icra" edilen siyaset herkesin malumudur.
Nasıl bir gayret içerisinde olduğu belli.
İktidar.
Muhalefet.
Hiç birini gözetmeksizin, "kalite" ölçütü nedir diye sorarsak?
Kaliteli mi siyaset üretiliyor…
Yoksa kalitesiz siyaset mi hâkim?
Elbette ki deşifresi;
Soruya makul cevap "siyasetin" mevcut ikmalinde saklıdır.
***
Şöyle ki siyasetteki ölçü;
Ekseriyetiyle "etki-tepkiyle" gün yüzüne çıkar.
O da şudur.
Ya, zamana sıkışınca.
Ya hava sertleşince.
Ya rakip atağa kalkınca.
Ya da, "kuyruğu" ele verince rengini belirler.
Pozitif-negatif kalite ölçütü hangi noktadadır diye netleşir.
Yani siyasi seyir yanlış yolda mı, doğru mu gidiyor?
Burada ortaya çıkar.
***
Hiç kuşkusuz ki;
Kaliteli siyaset "toplumsal" tercihin ana adresidir.
Bunu da ilk etapta ortaya koyan;
Deriz ya Demokrasinin olmazsa olması olan sandıktır.
Aslında sandık.
Hem geçmiş için,
Hem de gelecek için siyasetin bir ölçüde karnesidir.
Sandıktaki çıkan sonuç, teveccühteki oran "siyasetteki kaliteyi" gösterir.
Hem siyasetçi için.
Hem de icra ettiği siyaset için.
Hem de toplumsal kalite açısından da derecedir.
***
Ama velâkin.
Bu değildir ki oy çokluğuna sahip olan "siyaset" kaliteli siyasettir.
Ya da kaliteli icra ediyor?
Ya da oyları alan "kaliteli" siyasetçidir?
Kabil değil.
Böyle görmek doğru değil.
Görülse de o da "kör taassupluktan" öteye gitmez?
Burada önemli olan; puan alan o kaliteyi "elde" tutup, güven kaybına uğratmamaktadır.
Seçmenin "işte benim" siyasetçim bu sözünü, taze tutmaktır.
***
Peki, siyasetçilerimiz.
Özellikle Ülkedeki siyasi seyir "kaliteye" ne kadar önem veriyor?
Ne yazık ki, "görünen köy kılavuz istemez" misali.
Her şey ulu orta yerde.
Seviyenin ne kadar düştüğü.
Kasetlerle.
Tapelerle.
Yolsuzluk,
Rüşvet, İhale peşkeşçiliği.
Kurgulu videolarla, "siyaset" dizayn edilir hale nasıl çirkinleşerek gelindi ortada?
Seviye düştü.
Kalite yerlerde, sürünüyor.
***
Yukarıdaki soruya cevap işte bu.
Sebebi de!
Yanlış,
Doğrudan uzak,
Hastalıklı "siyasetin" yekûn şekilde icra edilmesidir.
İktidar muhalefete,
Muhalefet iktidara yanlış "siyasi" tavırla yaklaşıyor.
Malum.
Yanlış, siyasette 'sâri" hastalık gibidir.
Zihniyeti yozlaştırır.
Yoldan çıkarır.
Beyni de,
Ruhu da,
Gözleri de yorar.
Ortaya travmatik siyaset ve siyasetçi çıkarır.
Hastalıklı siyaset!
***
En taze mevzuu!
Son iki ayda, olup-bitenler.
Ve buna, siyasetin gösterdiği tepki!
İki yanlış bir doğru etmez misali.
Hükümet ve Muhalefetin ortaya koyduğu; "tepki" ortada.
Tamamen hastalık üretici bir gayretkeşlik içerisindeler.
Herkes birbirinin "yanlışına" odaklanmış, tu kaka hesabında.
Ne öz eleştiri var.
Ne de, yanlışa karşı "doğrusal öneri" var?
***
Yolsuzluk, rüşvet, suiistimal deniliyor.
Kimse, bunun nasıl yapıldığını?
Uluslararası bağlantısı nedir?
Ya da, "arka bahçede" kimler bulunuyor sorgulaması içerisinde değil.
Varsa yoksa "kaş yapalım derken göz çıkarılıyor?
Şöyle ki.
Hükümet ekseninde; "üzeri" nasıl örtülür gayreti var.
Muhalefet ise, "hükümet" bundan ne kadar yıpranır hesabında.
Böyle olunca da "hakikatler" göz ardı ediliyor.
***
Zaten.
Siyaset kalitesizleştikçe,
Siyasiler güven kaybettikçe,
Toplumdaki, sosyal dokunun tahribatı acımasız bir noktaya gelir.
Ki hal-i hazırdaki, "hastalıkta" bundandır.
Siyasi kavgalar.
Siyasi yozlaşma.
Siyasi kirlilik bugün baş belası.
***
Velhasıl.
Normal bir demokrasinin işlediği.
Normal bir hukukun üstünlüğünün yaşandığı,
Ülkede, siyaset ve siyasetçiler!
Üçkâğıt "hesabı" içerisinde olmazlar.
Milli iradeyi kendilerine "meze" yapmazlar.
Ama ne yazık ki ülkemizdeki hal-i perişanlık, tam aksi yönde ivme alıyor.
***
Onun için!
Bir an önce;
Siyasete kalite,
Siyasetçilere güven tesis yaratıcı bir "yenileme" gelmeli!
Yoksa.
Bugün, dünden, yarın önceki günden daha beter hale gelir ki.
Zihni dağılan bir siyaset.
Aynı zamanda benliğini yitirmiş bir toplum demektir.
***
Ne; AK Parti,
Ne CHP, Ne MHP.
Ne de, BDP.
Görünen resimle; "güven verici" siyaset üretmedikleri gibi, kalite noktasında da; "zayıf" karneye sahipler.
Çünkü bencil siyaset üretiliyor.
Ülkenin yekvücudu için; "çaba" içerisinde değiller.
Mevcut hastalığı ahali olarak, böyle görmeliyiz!
***
İşte, yerel seçimler..
Ve Diyarbakır'daki "siyasi" güven!
Kimler aday.
Kimler seçim arifesinde, nasıl siyaset yapıyor?
Halktan gördükleri; "tepki".
Ne demişler!
Balık baştan kokar.
Türkiye'deki siyasi "sâri" yapı da aynı bu mevzuda.
Anlayacağınız!
Paranoyak bir ifade olacak ama hakikat böyle?
Türkiye; 1993 ila 2000'l i yılların "siyaset ve siyasetçilerin" ahlaki batağına doğru sürükleniyor?
BÜYÜKTİMUR'LA GÜNDEM!
Unutmadan!
Bu akşam;
Büyüktimur'la Gündem programı var.
Saat 23.00'te.
Uzay ve Söz TV’nin ortak yayınında.
Sizleri bekliyorum.
Program herkese, açık!