SİYASETİN SALYA AKITICILARI; BİZİ BİZDEN EDİYOR?…
Son dönemlerde, hayli salya akıtıyorlar.. Öylesine dehşetli, öylesine vahşi ve öylesine fecaatler ki, her türlü “palavrayla” operasyon çekiyorlar kendilerinden olmayan kadar, toplumun tüm kesimine sirayet ederek, bunu yapıyorlar!.. Fitne yayıyorlar, algı oluşturup, fesatlıkla, yılansı yalanlarla, saldırıyorlar…
***
Ceylanın etrafını sarmış, “çakal sürüsü” misali.. Zihinleri, ruhları ve kalpleri “alabora” edici, kafa karıştıran senaryolarla, her türlü “şirretliği, terörü, fanatizmi” milletin ekseninde körüklüyorlar.. Ortamı gerdikleri gibi, yumrukların daima sıkılı olmasıyla, ahalinin “sinir uçlarına” dokunarak, çatışma ortamı oluşturmanın gayretindeler…. Halkı nasıl, birbirine kırdırabilir, kışkırtabiliriz diye!?…
***
Ve bunların iki hedefi var!.. Birincisi, kendilerinden olmayan, aynı mahallede yürümeyen, istek ve taleplerine “biat etmeyen”, siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomi mecrada, “stratejileriyle” hemhalden imtina eden, her kim ise, “tu kaka” misali afaroz ediliyor.. Hasım kesilerek yok edilmesine odaklanılıyor..
***
İkincisi ise, vahim ve korkunç bir yayılmacı virüs misali, akıttıkları salyalarda bir sınır ve bir ölçü, bir ahlak, vicdan, merhametin yoksunlukla, “Türkiye’ye ne olursa olsun, yeter ki bizim istediğimiz” olsun, fikriyatı var… Milli birliğin, dirliğin, vatan, millet sevgisinin zerresi yok!…Yeter ki, karşıt, rakip olan “itibar suikastıyla” toplum nezdinde “güven kaybı” yaşasın.. Şahsın “itibarı” yerlerde sürünsün… Sokağa çıkmasın, ailesi de yüzüne bakmasın..
***
Hazin olan da şudur ki; böylesi ahlaksızlığı körükleyip, yayan fitne ve fesatlar, akla ziyan bir şekilde taraftar bulabiliyor olmasıdır!.. Akıtılan salyalarına salya olarak takılıp, peşlerinde koşanlar, onların vahşiliğine de rahmet okutmuyor değiller!.. Ne sorgulayan, ne araştıran, doğru mu, yalan mı, gerçek mi, değil mi, bakılmaksızın “bizden ya” deyip, aş eriyorlar yaptıklarına.…
***
İşte sosyal medya denilen illet böylesi bir siyaset mekanı haline gelerek, yayılmasına öncülük ediyor.. Ve her siyasi linç, “bir deli kuyuya taş attı, kırk akıllı çıkarmaya çalışıyor” akıbetiyle, aşılamadığı gibi, ağlarına düşenin de vay haline illa ki, yara alıyor!.. Onun için diyorum ki, tez elden “bu siyasetin salya akıtıcılarına”, terbiye noktasında dur denilmesi gerekir lakin, toplum elden gidiyor…
***
Çünkü, bunlar öylesine “dehşetli” bir moda girmişler ki, toplumun sinir uçlarını fena kaşıyarak, kan akıtıyorlar… Irk, cinsiyet, inanç, ibadet, giyim-kuşam, tarih, gelenek, görenek, örf ve adet, ahlaki ve aile birliğini “zedeleyen” iç çatışmalar yaratıcı, provokasyonlar geliştiriyorlar.. İç ve dış destekle, yaptıklarını duyuruyorlar, taraftar kazanıyorlar..
***
Ki, sokak kavgalarının, cinayetle sonuçlanan hesaplaşmaların temeline baktığımızda, hep bu “siyasetin salya akıtan” fitnesinin, etkilerini görüyoruz… Ve bu fitne, göle atılan taşın yarattığı dalgalama gibi; yaşamın her alanına sirayet ediyor, yakarak, yıkarak, çökerterek… Kendini onlardan korumaya çalışanın çabası bile nafile misali sonuçlanıyor..
***
Hasılı, kutuplaştıkça kutuplaşıyoruz.. Irk, inanç ve tarihsel kimlik noktasında da, dehşetli bir şekilde, toplumsal bazda “ıraklaşıyoruz” birbirimizden.. Birliğimiz, dirliğimiz, yarınlarımız “siyasetin kutuplaştıran salyası” yüzünden, tehdit ve tehlike altında!.. Toplumsal bir akıbetsizlik var şu an!… Bela bir hal…
***
Şu, 2023’e odaklı seçim sürecinin daha bir vahimleştireceği de, görülmektedir.. Nitekim, seçime doğru siyasetin seyrine baktığımızda, vaziyetten aşağı kalır yanı olmadığı gibi, kendine rant devşirme argümanı olarak da kullanan siyasiler söz konusu!… Açık, şeffaf, samimi bir demokrasi anlayışını icra etmiyorlar.. Eden de nadir.. Var olan da, sessiz sükut takılıyor!… Tipik bir bananecilik..
***
Ama, salya akıtıcı siyaset büyük bir haşinlik akımıyla, tek eksende havan dövüyor… Ki demokratik değerlerden hızla uzaklaşma hali de, vahşi bir sürecin vücut bulmasına neden oluyor.. Dikkat edilirse, “sağduyu diye bir kavram” pek artık rağbet görmediği gibi itidal yöndeki çağrılara da, “toplumsal ruh” kapalı… Özetle; gidişat hiç de iyi bir gidişatı göstermiyor..
***
Peki yapmamız gereken nedir?!… Aslında çözüm ve ortaya koyulacak irade çok basit. Siyasetin geçmişini ders-i ibret noktasında, millet olarak, demokratik tüm değerleri “elek misali”, mevcut hali ayıklamalıyız… Fanatizmden uzak, “fitne ve fesat” kapalı, dünü yarına rehber edici akılla, “milli iradeyi” üstün kılarak, “bizi biz yapan” değerlerin etrafında kenetlenirsek, “sarı inek” hikayesini yaşamayız!…
***
Aksi takdirde, daha çok ama çok “sarı inekleri” etrafımızı saran siyasetin salya akıtıcı fanatizmine, kurban vermeye devam edeceğiz.. Ki bu hal, iyi bir hal getirmez!.. Onun için de, demokrasiyi demokratik teamüllerle taçlandırmalıyız, siyasetin “fanatizmi” körükleyen, salyasına yem etmemeliyiz!…
***
HDP’Lİ BAKAN OLAMAZ!…
Bu kadar laf sonrası işte size “siyasetin salya” akıtırıcı diline bir örnek!.. Neymiş, “HDP’li biri Bakan olamazmış?”.. Yok daha neler?!… Kim demiş, neye istinaden bunu söylemiş, ondan önce “var olan” zihniyeti sorgulamak lazım…
***
Eğer ki, ister bayan, ister erkek her ne ise!.. Kişinin cebinde, T.C kimliği var ise.. Ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ise.. Devletin tüm yasalarından yararlandığı gibi, sorumluk sahibi ise!.. Seçilen ve seçebilen ise.. İster Vekil, ister bakan, ister Cumhurbaşkanı “seçilme” vasıf ve mevzuatına nail ise!…
***
Hiç bir güç, hiçbir siyasi fikir, ya da oluşum.. Bu kişi için; “bakan olamaz” deme, hakkına sahip olamayacağı gibi; tahakkümde de bulunamaz.. Kaldı ki, yasal ve legal, mecliste temsiliyeti bulunan partiye mensup olan kişiye “böylesi bir çekince, dayatma” söz konusu olamayacağı gibi, “engeli” yekün vaziyette, Anayasal suç teşkil eder..
***
Çünkü orta yerde bir Anayasa vardır.. Her ne kadar yamalı bohça olsa bile, Türkiye demokrasiyle, kanunlarla yönetilen ve hukukun üstünlüğüne şiar olmuş devlet nizamıyla, “siyasi konjonktüre” göre hal ve hareket içerisinde olamaz!.. Olmasına da izin vermez.. Ama kalırsa, işte o zaman ülke “muz cumhuriyetine” döner… 90’ların “zihniyeti” yeniden ikmale gelir!…
***
GÜNÜN SÖZÜ
Bir gün uyandığında, yapmayı isteyip de yapmadığın şeyler için zamanın kalmadığını fark edeceksin.
***
HAYIRLI CUMALAR…