TEMAYÜL, MEMAYÜL OLMASIN?

Başta ifade edeyim.

Adına ne derseniz deyin.

Temayül mü,

Memayül mü, her ne ise?

Hikâye.

Sıradan.

Niye mi, hikaye.

Evveliyat, pek tabi ki.

***

Hal-i hazır, ilk değil.

Son da olacak değil.

AK Parti derseniz.

Bu dönemle, 'üç'ü tamamlıyor.

Yani, tekerrür bir hikâye bu "temayül".

Zaten.

Partiler için "tescillenmiş" hal-i hilekârlık yorumu yapılıyor...

Değişmez bir durum...

Göstermeliktir her seferi.

***

İşte;

Dün de, AK Parti Diyarbakır İl Teşkilatında "temayül" vardı.

Diyarbakır için yapıldı.

Büyükşehir.

Merkez ve İlçe Belediye Başkan adayları için.

4 bine yakın delege "tercih" oylaması yaptı.

Kim kimi istiyor diye?

Ya da kim olsun?

***

Katılım yüksekti.

O da;

Sanırım "isim yoklamasına" mahkûmiyetti.

Neyse.

Saat 16.00'a kadar devam oy kullanımı.

Sonuç nedir bilmiyorum?

Zaten, "pekte" kamuoyuyla paylaşılmaz bir veri bu.

***

Bilahare.

Sonuç, Parti Genel Merkezince değerlendirilecek.

Kabulü olur mu,

Yeni bir arayış mı olur,

Yoksa eski usul, "tepeden" inme mi olur?

Bekleyip göreceğiz.

Merak, "ağır" bassın mı?

Bassın.

***

Pek cevap bulamadığım bir soru var.

O da şudur.

"Temayül" biraz erken yapılmadı mı?

1 Kasım sonrası olsaydı daha iyi olmaz mıydı?

Velhasıl.

Temayül'deki kasıt.

Parti teşkilatının.

Yani "üyelerin" gönlünden geçen isimlerin ortaya çıkması mı?

Yoksa "var olan aday adayları" içerisinde, tercihsel tespit mi?

***

Doğrusu iki eksenli olsa da bilmece bir durum.

Anket misali.

Ama ikisi de, "maluliyet" sahibi olsa bile, hal-i hazır için.

Ve bendeki zihinle, arıza var.

***

Şöyle ki.

Büyükşehir için kamuoyuna yansıyan bir isim dışında resmi başvuru yok.

O da deniliyor ki Mustafa Sevinç.

Ötesi, bilinmiyor.

Sevinç'i de yakinen tanıdığım için, "duasına" âmin biraz zor.

Laf olsun, torba dolsun.

***

Kısacası.

"Kulislerde" ismi geçenler.

Ya da, "tahmin" edilenlerin, başvurusu yok.

Parti, malum başvuru açısından 1 Kasım'a kadar süre vermiş.

Ki "kesin" süre değil.

1 Aralık'a kadar yolu var.

YSK süresi ise ayrı.

O güne kadar da her şey değişebilir.

Ama şuan ki aksiyon "işlerin" yürümesi içindir.

***

Bu haliyle;

Büyükşehir için, "tercihsel" tespit havada kalmıyor mu?

Kalıyor.

Diğer arıza-i durum ise.

Teşkilat "isim" istiyorsa.

O da haliyle, "dikte" olur-vermez mi?

Parti kurmayları ne derse,

Pek tabi ki ağabeylerin dedikleri ne komut verirse, "o olmaz mı?"

Nasıl olmaz ki?

***

Hakkaniyet bu iken.

Anlayacağınız "bildik" bir ruhaniyetle, temayül, memayül olu-veriyor.

Ben.

Dün yapılan temayülü işte bu kaygılar içerisinde okuyorum.

Belki halisane bir duyguyla, "temayüller" yapıldı.

Ama velakin bendeki kaygı bu meyanda.

***

Önceki gece.

"Büyüktimur'la gündem" özel programı vardı.

Konuğum da;

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş'tu.

Bir saatin üzerinde, konuştuk.

***

Yerel seçimle alakalı, bir sorum oldu.

O da, şuydu.

"Geçmişin" hataları tekerrür eder mi diye?

Çünkü evveliyatta,

Teşkilata,

Kamuoyuna,

Ve seçmenlere rağmen "ısmarlama" dayatılırdı.

Yine dayatılacak mı diye?

***

Bir de.

Denenmişler,

Seçilmişler

Üstü çizilmişler,

Yeniden "zoraki" bir dayatmayla "halkın" önüne çıkarılacak mı?

Malum.

Hal-i hazırda, "böylesi" isimler sıkça telaffuz ediliyor.

Olabilir mi?

***

 

Sayın Kurtulmuş'un şu sözü önemliydi?

Diyarbakır'ın özeliyle alakalı…

Geçmişi bilmiyorum.

Ama bu dediklerinizin; "tekerrür" etmemesi gerekir.

Siyasi bir "etiklik" yok.

Bizden de, bu yönde temenni.

İnşallah olmaz.

***

Ama ne var ki.

Derler ya; "görünen" köy kılavuz istemez misali.

Şuan ki, "siyasi seyir" bu yönde ilerliyor.

Çünkü sıkça telaffuz edilen, bir isim var ki bazılarına maazallah.

 

***

Mesela.

"Eski vekil".

İsmini, vermiyorum.

Ama bilen bilir derler ya.

Arif olan anlar misali.

Diyorum ki,

Vekillik "için" üzeri çizilen,

Bu "çizici' yedikten sonra tepkisel tavır koyan,

Uzun süre, "ketum" hayata giren,

***

Sonra ne oldu bilemiyorum?

"Çözüm süreciyle" gündem gelen.

Pek tabi ki.

Tüm bu evre içerisinde,

Evini,

Parkını,

Malını, mülkünü "alarak" göç eden, zevat.

Bugün, nasıl olur da "bavulunu" toplayıp şehr-i azama reis olmak için geliyor.

***

Sahi.

AK Partililer böylesi bir siyasi tercihi "içlerine" sindirirler mi?

İthal.

Ya da "çantacı".

Veyahut

İsteminin "dışında" birilerini "zoraki" dayatmasını, kabul eder mi?

Sanmıyorum.

Diyarbakır'ı ve geçmişte yaşadıklarımın tecrübesiyle bilirim.

Sindirmez; kusar.

***

Bunu sandık öncesi de?

Sandıkta da.

Ve sonrasında da, "hissettirir".

Ki geçmişte yaşadık bunu.

Der ki, "yok mu" Diyarbakır'ın tozunu, dumanını soluyor biri?

Yokmuydu, "halkla" içiçe, ailesiyle, evladıyla, eşiyle "kaynaşmış" biri.

Yok mu, "ter-ü taze" pak bir isim.

***

Derler ya,

Eskiye rağbet olsaydı, Bit pazarına nur yağardı.

Ama nerde.

AK Parti, "üçüncü kezdir" yerel seçime giriyor.

O hatalarla.

Bundan, 15 yıl öncesinde, geleneğinden geldiği Refah partisi yaptı.

***

İlk, Büyükşehir Belediye statüsüyle seçime gidildi.

Büyükşehir.

Ve Merkez ilçe'nin dört belediyesini aldı.

Bir nimet.

Ama ne oldu, daha ilk aylarından itibaren "siyasi" kavga ve iç çekişme başladı.

Yolsuzluk.

Usulsüzlükler "aldı" başını gitti.

***

Kimi cezaevine,

Kimi görevden alındı,

Kimi, "halk" nezdinde vicdanlara mahkûm oldu.

Sonuç.

Sol'dan "reisliği" alan merkez sağ, koltuğu Sol'a.

Yani, BDP ve geleneğine verdi.

O gündür bugündür.

Şimdi, AK Parti bu "değişimi" icra etmek istiyor.

Ama ne var ki, yol stratejisi aynı.

Haliyle.

Eski tas, eski hamam misali, sonuç değişmez.