Ve Başörtü Mecliste!
Eee.
Ne olmuş.
Dünya mı yıkıldı.
Yok...
Kıyamet mi koptu?
Yok...
Öyle ise, "olağandışı" ne?
***
Başörtü.
Bir inanç "hürriyeti" değil mi?
Dinimiz İslam!
Müslüman bir ülkeyiz de.
Nüfusun da, yüzde 95'i İslam'a inanmış.
O zaman ne?
***
Ki Dinin hükmü de,
Kadın için "başörtüsünü" emir ediyor.
Yani…
Neden, bu karşıtlık paronayaklığı.
***
Laik ülke miyiz?
Öyle, deniliyordu.
Ama velâkin.
Laiklik, ne gariptir ki, Cumhuriyeti "cumhursuz" bıraktı.
İnkâr ve asimilasyona kurgulandı.
Laiklik, "din" karşıtı olarak, uygulandı.
***
Korku.
Kaygı imparatorluğuyla.
İnsanlar.
Ve inançlar arasında "dehlizler" oluşturuldu.
Öcü diye.
Tek tipçi.
Tek "millet" mühendisliği icra edildi.
***
Halka rağmen halk dizayn edildi.
Dinine de,
İnancına da,
Kültürüne de,
Örf, adet ve geleneğine de pranga vuruldu,
Diline.
Velhasıl; "kimlikler" inkâr tabularıyla dört duvara sıkıştırıldı.
***
Ve bugünlere geldik.
Değişen ne?
Geçmişten, ders almak!
Ki öyle oldu.
Her düşünce gördükü, "inkâr ve asimilasyon" artık prim yapmıyor.
Ülkeyi de,
Milleti de,
Bireyi de "bir adım" öteye götürmüyor.
Bilakis, "bölüyor".
***
İşte hali âlem orta yerde.
Bugün;
O günün, "inkarcıları" nerde?
Kim "yâd" ediliyor?
Kim yâd edilmiyor?
Malumunuz...
***
Merve Kavakçı.
Başörtüsünden dolayı, "Meclis'e sokulmadı".
Yemin dahi ettirilmedi.
Peki.
O günün aktörleri ve "zihniyet" sahipleri.
Mecliste "atın onu" diyen zevat.
Hele ki, solcu, laikçi kesim.
Vesayetçiler...
***
Şimdi nerde?
Ekseriyeti, "Meclis'in" dışında.
Tabi ki, halkın gönlünde de değiller.
Öyle ki.
Bahsedildiklerinde; "Euzü billahi mine'ş-şeytani'r-racim" çekiliyor..
***
Evet..
Meclis için dün tarihi bir gün diyebiliriz.
Öyledir de.
Ancak,
Cumhuriyet'in ilk kuruluş tarihine baktığımızda.
Ki Başbakan Erdoğan'da önceki gün ifade etti.
O günün resmini işaret ederek.
***
Çünkü.
Başörtülü mebuslar kürsüdeydi.
Analar.
Bacılar.
Hem başörtülüydü.
Hem de, çarşafı vardı.
Hatırlayın.
Meclis "Kur'an-ı Kerim" okunarak açıldı.
***
İşte.
Ne oldu da.
Başörtü üzerine "irtica" binaları inşa edildi.
Ne oldu da.
Başörtü "rejim" sorunu haline getirildi.
Kamusal yasak dayatıldı.
Üniversiteler.
Öyle ki, "analar-bacılar" bile kapı dışı tutuldu.
Askerde,
Poliste,
Yargıda "öcü" diye, kabul görüldü.
***
Aslında gaye belliydi..
Yukarıda zikrettim.
Tek hedef ve tek zihniyet üretimi yapmak.
Dininden,
Dilinden,
Kültüründen "soyutlanmış" içi boş bir tek ırk yaratmak.
***
Yer küresinde görülmüş mü?
Demokrasiye,
Hukuk devletinde,
Diyeceksiniz ki,
Bana var,
Ama sana yok,
Ben dersem olur,
Sen dersen olmaz.
***
Bu hal-i vaziyette ne olur?
Elbette ki.
Dünya yıkılır,
Kıyamet kopar,
İnsanlık "kan ve gözyaşları" içerisinde, bulunur.
Çünkü "özgürlük ve eşitlik" yok.
***
Deyin bakalım.
Dünyanın süper, ülkelerin hal-i durumuna.
Neden.
Kan, gözyaşı, şiddet.
Ve toplumsal "asimilasyon" yok.
Nedeni; "insan, yani birey" özgür ve eşit görüyor.
Demokrasiyi de.
***
Kişinin boyuna,
Giyimine,
Rengine,
Diline,
Dinine,
Kültürüne göre değil.
Ayırmıyor, "ideolojik" bakmıyor.
***
İşte, dün.
AK Parti'nin dört Bayan Milletvekili Meclis'e gitti.
Başları örtülü şekilde.
İnanç hürriyetiyle,
Hür ve bağımsız bir zihni pakla.
Her ne kadar.
CHP'nin içerisindeki "kör" tasubun uygulayıcıları tepki koyduysa da.
Özü itibariyle; "her şey olduğu" gibi seyir etti.
***
Özgürlük.
Eşitlik.
Demokrasi.
İnsan hakları.
Ve hürriyetin değerleri.
Kısacası gerektiği noktada yer aldı.
***
Sonuç itibariyle.
Dün; Türkiye demokrasi açısından ciddi bir "hamle" yapmıştır.
Bu kazanımdır.
Çünkü kaybedeni yok.
Hayırlı Cumalar.