Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

DİCLE'NİN DİĞER YAKASI

Evet, yine Dicle Nehri'nin diğer yakasından söz edeceğim!.. Tabi, bu söz etmişliğim, aslında "sorular" silsilesi, muhtevalıdır.. Malum, "sorulara" dair, takınılan bir tavır var… Sorun ama cevap, "bilgi edinme" yasasına kabildir.. Bir ay mı olur, hiç mi cevap gelmez!.. O nedenle biz de, buradan aktarıyoruz, Dicle Nehri'nin diğer yakasındaki, kuruma!… Yani Dicle Üniversitesi Rektörlüğüne!...

***

Şu, Diş Fakültesi'nin bünyesindeki "Diş Hastanesi" hangi statüde, hizmet veriyor.. Hastane mi, poliklinik mi?.. Ki görünürde ikisi de mevcut.. Peki, "hastane olma" noktasında, Bakanlıktan alınmış bir ruhsat var mı?…

***

Öyle ya.. Burada "görevlendirilen" yetkili zevat var.. Çalışan personeller var.. Ticari bir faaliyette söz konusudur.. Hasta sirkülasyonu.. Diş protez merkezinin varlığı!… İşte bu noktada oluşan bir kocaman soru var.. O da şu; "Diş Fakültesi Hastanesinin İşletme ruhsatı var mı yok mu?.."

***

Bu soruya cevap mahiyetli "teyit" şart…  Ki ikmale gelen bir soru da, buraya hangi mevzuatla atandığı meçhuliyet içeren E. K.'nin başhekimliği?.. Ve görev süresi içerisindeki icraatları.. Mesela Ek ücretler, makam yetkilenmesi gibi "akçeli" işlerin dışında, ikmale gelen soru, müfettişlerce yürütülen tahkikatlar neticesinde söz konusu Başhekimenin "görevden" alındığı?… Hatta hakkında "zimmet" çıkarıldığı?..

***

ORGAN NAKLİ!…

Söz soruların cevabını istemeden açılmışken, bir sorum da bir dönem yere-göğe sığdırılmayan, Tıp Fakültesi Hastanesi'nin bünyesindeki "Organ Nakli Kliniğinin" işlerliği.. Pek aktif idi.. Tabi iki dönem öncesi.. Bu "işlerlik yoğunluğundan olsa gerek" yeni yönetim bir idi, iki kliniğe çıkarma becerisini göstermiş..

***

Bir hayli "akçeli" duruma kıyılarak, yeni bir dizayn, yeni bir klinik yeni bir idari "makam" gibi, oluşuma gidilmiş.. Yani al beni artırılmış!.. Ama ne hikmetse, ki cevap isteyen soruyu ikmale getiren durum; "Organ Naklinde" bir hayli performans düşmüş!…

***

Resmi kayıtlar ne der bilmem!.. Ama hal-i hazırda "karaciğer" nakli gibi bir ameliyat gerçekleşmiş değil.. Varsa bir nakil durumda; "böbrek nakli" o da, ayda bir mi?.. Denilen odur ki, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki "Organ Nakli" kliniğindeki performans ve "nakiller" Üniversiteye beş çekermiş?…

***

Neyse!.. Dicle'nin beri tarafına dair, "sorularımızın kısmi bölümü" bu kadar.. Bekleyip görelim cevap verirler mi?..

***

FİLTRE VETO'SU…

Reis bu.. En büyük özelliği "yerinde, zamanında ve şaşırtan" hamlelerde bulunmak.. Yine çaktı, "şaşırtıcı" sillesini.. Ki bu kez, kendi parti milletvekillerini de "içine" dahil ederek…

***

İşte, Termik Santrallerinin "bacalarının" filtre takmalarına ilişkin Meclis kararına verdiği; "veto..!" Ne diyor, Erdoğan "ben milletimizin zehirlenmesine izin vermem?".. Peki, vekillerin "el kaldırdığı" filtre yasası ne diyor, 2022 yılına kadar "Termik Santraller "filtre takmayabilir".. Neyse; "bu veto" kararına ilişkin, muhalefete ve AK Parti Milletvekillerine söyleyeceğim, iki husus vardır..

***

Birincisi, muhalefet!!!.. CHP dahil, yani "millet ittifakı" cephesindeki tüm partilerin liderleri ve üyeleri.. Şöyle gönül hoşluğu içerisinde, saf bir karakterle, Erdoğan'ı "veto" kararından dolayı, ki kendileri "yasaya" muhaliflerdi; "helal olsun, teşekkürler Reis" demeleri lazım..

***

İkincisi, AK Parti milletvekilleri.. Önlerine gelen, Mecliste oyladıkları "yasa tasarılarını" bi okuyup, ne olduğunu bilme adına bir ders-i ibret tokadıdır… Eğer bilinseydi, Reis'ten "veto" yemezlerdi.. Veto sonrası, "u dönüşü" yapıp, üstüne üstlük "teşekkürler reisim" demeleri de ayrı bir "ruh" dengesizliği… Onlar açısından üzüntülü bir gülünç!…

***

ŞU KAZ YEMEĞİ…

Güzel ülkemi batıran "siyasetin" hal-i pür melali için, söylenecek tek sözüm var.. Ne kadar "çürümüş" zihnin aktörleri varsa "bu kulvara" dahil, ettiğimiz için "biz çok günahkarız..!" Lakin. "şeytani ruhlarının" peşinde koşuyoruz…

***

Baksanıza, kaç gündür, işimizi, gücümüzü bırakmış, aklımızı "kaz nasıl yenildi, yanında içecek ne içildi, sofrada ne vardı, ne yoktu, kim kimin yanında oturdu, orada kaç kaz kesildi, kim kesti" şehriyesini, kesip duruyoruz!. Hemi de soluksuz bir, nefesle!…

***

Ha bir de kelli, felli, çeyrek asrı bu "mahallede" geçirenlerin siyasi abilerin de "sazan" olma halleri de, ayrı bir garabet.. Ayıp ya… Ama diyeceksin ki, siyasette ar, edep, haya kaldı mı ki?.. Ne yazık ki?..

***

Şimdi; "kaz yeme geleneğine ve katılanların siyasi fikriyatına" sarf ettiğimiz eforu, milli meselelere harcamış olsaydık; Türkiye'nin hal-i pür melali böyle mi olurdu?.. Sanmam.. Cennet olurdu!..

***

Ama maalesef!.. Şirretli "şeytanlar" fena şekilde maarifler; "cenneti" alt edip, cehennemi inşa etmede!…

***

ENGELLİLERE NASIL DAVRANMALI?

Hiç kuşkusuz ki, onların bizlerden bir farkı yoktur. Bütün insanlar aynı muameleye layıktır… Nazik, ılımlı, saygı, sevgi, merhamet ve kadirşinas bir ruhla karşılık bulmalı.. Yani bütün insanlara bu çerçevede ve sevecen davranmalıyız. Ancak, "engelli" olan kardeşlerimize, işte burada biraz daha önem arz edici olarak, ayrıcalıklı davranmalıyız. Bir engelliyle iletişime girerken şunlara dikkat etmeliyiz!.. Ki aman ha aman diyerek, bunu aktarıyorum!…

***

Kesinlikle, ama kesinlikle "O'na"  acıma duygusuyla yaklaşmayın.. Konuşurken bile acıyormuşsunuz gibi bir üslup asla kullanmayınız.. Konuşmayınız. Merak etmeyiniz.. O'nu her şeyle mücadele eden bir insan olarak görün!. Çünkü o öyledir..

***

Hele ki, o'na yaklaşımlarınız "sen yapamazsın" aklı, şekli ve fikriyle kesinlikle olmamalı.. Ona güvendiğinizi gösterin. En önemlisi de, siz bir iş yaparken "ondan yardım" isteyiniz… O'nu yaptığınız işe dahil ediniz.. Sokakta gördüğünüz engelli bir insana usulca yaklaşarak, "size yardım edebilir miyim ya da sizinle beraber yürümek istiyorum" tarzında nazik bir şekilde yaklaşım göstermeniz, en büyük destek olur..

***

Ruhen de, bedenen de, fikren de; O'na yardımcı olabilirsiniz. Unutmayın en etkili dil beden dilidir; söylediğiniz cümleler kadar etkilidir.. Diliniz söylemese de insanoğlu çoğu zaman beden diliyle kendini ele verir. Beden diliyle samimi olduğunuzu, ona acımadığınızı göstermeniz gerekir.. Onun size ihtiyacı olduğundan ziyade onunla bir arkadaşlık kurun, bu sayede yanında bulunmanız daha iyi olacak bir bakıcı olarak değil…

***

..Ve tabi ki bizlerin.. Şunu hiç bir zaman unutmamamız gerektiğidir; "herkes bir engelli adayıdır?"…

***

GÜNÜN SÖZÜ

Adımlarınızın biçiminin ne önemi var mühim olan yürüyüşümüzle sevgi ve dostluk köprüsünü geçmektir.