KOZMOPOLİTLEŞEN SİYASET!? (II)
Öncelikle, geçmiş Ramazan Bayramınız mübarek olsun.. İnşallah sıhhat ve afiyet içerisinde, geçirmişsinizdir.. Sohbetimize gelirsek, yazı başlığımız yerini koruyor.. Bir önceki hasbıhalde, ülkenin genel siyasi portresini, bu minvalde analiz etmiştik.. Demiştik ki; Türkiye’nin dünü, bugünü ve görünen o ki yarını 1,5 asırdır aynı çizgide üreme gösteren siyaset ve onun kulvarında yürüyen siyasiler ne yazık ki; “toplumun temel değerleriyle” örtüşen bir rotada olmadılar.. Olmaya da samimiyet göstermediler.. Sürekli “kozmopolitleşen” ve değerleri, ilkeleri, toplumsal bütünlüğü zedeleyen batı endeksli, “çıkar ve menfaat gözeten” anlayışın uygulayıcısı oldular…
***
Bir halk deyimidir; “Görünen köy kılavuz istemez” diye!.. Ki hal-i âlem orta yerde.. Mevcut siyaset kurumunun ortaya koyduğu politika, özellikle de muhalefet açısından, hiç de “sahih” değil.. Misyon ve vizyonu sağlıklı olmadığı gibi, toplumla da barışık değil.. Dönen dolapların akla ziyan hal-i günümüz kadar yarınlar için de, “iç açıcı bir güven tesis” etmiyor.. Sürekli itici, kutuplaştıran, ayrıştıran, dil, inanç ve mezhep üzerine şoven bir körükle kendini idame ediyor.. Özellikle, muhalefetin dış destekli sergilediği tutum “endişe ve korku” atmosferi yaratmıyor değil? Der demez böyle muhalefete böyle iktidar olur.. Onun içindir ki hep ifade ediyorum..
***
20 yıllık AK Parti iktidarı açısından mevcut “muhalefetin ortaya koyduğu siyasi anlayış” iktidar için “büyük bir nimet, şans” ama velâkin. Ülke ve millet için de, bir o kadar şansızlık içermektedir... Çünkü muhalefet iktidar alternatifi noktasında politika ürettiğinde, AK Parti’nin bugün itiraz ettiğimiz, tepki koyduğumuz bir çok olumsuzluğu yaşanmaz idi... Oto-kontrol sistemi, daha bir radikal işlerdi... Ama muhalefet “kısır döngü” içerisinde olduğu için, iktidar istediğini yapmakla meşgul kalır…
***
Neyse!.. Ülkenin genel siyasi havasını bu minvalde değerlendirirken, biraz da Diyarbakır’a özgü bir iki kelam edelim.. Malum, seçime 19 gün kaldı.. Adaylar sahada çalışmalarını yürütüyor.. Aktif ve yoğunlar.. AK Parti’nin Diyarbakır listesine göz atıyorum!. Tanıdık isimler var.. İlk üçte bulunan şahsiyetler, doğrusu her yönüyle ümit verici simalar… Mehmet Galip Ensarioğlu.. Mehmet Sait Yaz.. Ve Suna Kepolu Ataman… Sahadan aldığım izlenime göre; listeye teveccüh var… Seçmen nezdinde karşılığı olan isimler!
***
Yani etkili bir tercih.. İnanıyorum ki Genel Merkez listeyi belirlemede “kılı kırk yarmıştır ki” böylesi bir 3’lüyü ilk sıraya almıştır.? Gerçi geriden gelen isimler de hatırı sayılır oy potansiyeline sahip kişiler… Halkın sevdiği simalar.. Şunu samimiyetle ifade ediyorum ki eğer liste belirlemede “İl Teşkilatına” inisiyatif bırakılmış olunsaydı, söz konusu ilk üçteki isimler değil, ilk 10’daki isimler bile yer almazdı?!.. AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “misyonu ve aksiyonunu” temsil etmeyen şahsiyetler listeye dâhil olurdu? Çünkü İl teşkilatı, Erdoğan’ın misyonunu taşımıyor…
***
Ana mantık, kendi menfaatleri ve misyonları ile vizyonları!.. Küçük olsun bizim olsun, çark bizim eksenimizde dönsün.. Kendilerine bir unvan takmışsalar da, iktidarın nimetinden faydalanma adına varlık göstermektedirler.. Eğer ki iktidar nimeti olmamış olsaydı, kesinlikle HDP veya CHP’nin kulvarında yer alırlardı.. Ki birçok ismin aile fertlerinin, AK Partiye oy vermediğini, bütün âlem bilmektedir… Zaten, söylem ve eylemlerinde kendilerini ele veriyorlar; “dava adamı” olmadıkları!
***
Öyle inanıyorum ki, Ensarioğlu, Yaz ve Ataman da bunu biliyor ve farkındalar.. Yoksa, teşkilat “canla başla” sahada aktif bir siyaset ortaya koyardı? Ancak cılızlar.. Kaldı ki AK Parti’de bir çok görevde bulunan isimler, teşkilat üyeleri, eski vekiller, parti yönetiminde yer alanlar dâhil olmak üzere, gördüğümüz kadarıyla pek sahada görüntü vermiyorlar... Yani adaylar yalnız bırakılmış gibi.. “Tavşana kaç tazıya tut” misali bir durum var…
***
Demek istediğim, AK Parti Genel Merkezi’nin “belirlediği listenin” tam teşekküllü şekilde arkasında durulmalı.. Ciddi ve samimiyetle, sahada seçmen yakın markaja alınarak, sandık gününe odaklanılmalıdır.. Sahadan aldığım izlenimlere göre, adaylar kendi ölçülerinde seçmenle temas halindeler.. İl, ilçe, köy ve mezra gezileri var.. Esnaf ziyaretleri.. Çarşı-pazarda vatandaşla birebir diyalog kurmaya çalışıyorlar.. İstek ve taleplere odaklanıyorlar..
***
Ama bu yetmez!.. Onun için diyorum ki İl Teşkilatı başta olmak üzere 17 ilçe teşkilatı “yek vücut” şekilde sahada olmalılar ki 14 Mayıs akşamı, Diyarbakır’ın 12 Milletvekili kontenjanından 3’ünü garantileyip, 4’ü çıkarabilsin.. Aksi takdirde, her şey hayal kırıklığıyla son bulur.. Çünkü rakipleri HDP.. Ki HDP’nin aktif gösterileri, seçmen ve sahadaki hegemonyası malum! Özellikle kırsal kesimde, etkili halleri göz ardı edilemez.. Onun için de AK Parti adayları ve teşkilatların, üstün bir performans sergilemeleri gerekir.. Seçmeni “ikna” noktasında, kendi sandıklarına onları taşıyabilmeliler.
***
Ensarioğlu.? Bilinen, tanınan bir ailenin ferdi.. Siyasi geçmişi “çekirdekten yetişme..” Ensarioğlu’nun etrafında toplanan müritler, hala da o misyonu taşıyorlar?? Sanmıyorum ki onu yalnız bıraksınlar… Mehmet Said Yaz da gerçekten babasından gelen bir tanınmışlığı var.
Babası, Allah rahmet eylesin çok derin âlimlerden birisiydi. Said Hoca da aynı paralelde babasının izindedir ve öyle inanıyorum ki onun kabiliyeti, konuşmaları, Kur’andaki ayetlerin ezberinde olduğundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.
***
Sayın Suna Kepolu Ataman da, bilinen bir isim.. Babasının asaletinden kalan bir unvanla tanınıyor…Seçmen de, onların bu değer ölçüsü yüksek, seçkin karakterlerine oy veriyorlar, vereceklerdir.. Ama der demez, AK Parti Diyarbakır il ve ilçe teşkilatlarının bu değerli adaylara sahip çıkmaları gerektiği gerçeğini de haykırmak lazım. Onların arkasında dik durmaları lazım ve zigzag çizmemeleri gerekir.. Eğer zigzag çizilirse yanlış yaparlar.
***
Bakınız, en uzun soluklu Diyarbakır Milletvekilliğini yapan isim Mehmet Mehdi Eker’dir.. Oya Eronat da.. Diyarbakır seçmenine rağmen, aday gösterilerek, seçilmişlerdir.. Ama millet onları seçtiğine her seferinde “bin pişman” olmuştur.. Ebubekir Bal haricindeki seçilen vekiller maalesef, Diyarbakır’la hemhal olmadıkları gibi, seçmeni de kent ahalisini de hep hayal kırıklığına uğratarak, pişman ettirmiştir. Sayın Ebubekir Bal’ı iktidar seçmemişse de, geri plana atmışlarsa da bize göre bu partinin bir eksikliğidir.
***
Netice itibariyle, Mehmet Galip Ensarioğlu, ikinci sırada Mehmet Said Yaz Hocamız, üçüncü sırada da Suna Kepolu Ataman’ın varlığı, Diyarbakır için bir kazanımdır diyorum.… Bu isimler gerçekten halka çok yakın insanlardır.. Bu itibarla seçilmeleri de mümkündür olması da gerekir.. Yeter ki teşkilat samimi olsun, gizliden gizliye rakiplerle işbirliği içerisine girmesin. Biz bunları hem duyduk, hem de gözlerimizle de gördük. Bu itibarla AK Parti Genel Merkezinin ve İl Teşkilatının buna çok dikkat etmesi gerekir. Aksi takdirde bir yanlışlık bin nedamet getirir ve geri dönmez.
En derin saygı ve sevgilerimle.