4 ANA İLKE!
Hiç kuşkusuz ki…
Milletleri, devletleri, iktidarları ayakta tutan
adalettir.
Huzuru da…
Güveni de…
Barışı da…
Eşitlikçi yaşamı da ikmale getiren yine
"Adalettir."
Zenginliktir…
Fakr-u zaruretin, bitimidir…
Paylaşımdır…
***
Amma velâkin…
Adalet, hele ki terazisi "zulümkar" olursa…
İşlev görmezse…
Zalimin zulmüne; "libası" giyilmişse…
Bir zümrenin boyunduruğu altında ise…
Hükmünü de…
Kararını da, "akçeye, abi emrine" vermişe!
Hiç kuşkusuz ki..
Toplum da çökmüştür..
Devlette yıkılmıştır..
İktidar da alaşağı olmuştur..
***
Derler ki dünya dört şeyle ayakta durur:
“Âlimlerin ilmi,
Salihlerin ibadeti,
Cömertlerin sahaveti,
Devlet adamının adaleti…
***
Peki, bugün ki hal-i vaziyet!
Ne yazık ki…
Ne adaletten, ne adaletin "eşitlikçi"
paylaşımından, zerre-i miskal yok…
Söz edemiyoruz…
Toplumun…
Devletin…
İktidarın yüzde 90'nı bilaistisna diyorum!
Herkes…
Ağızbirliğiyle; "hangi adaletten
bahsediyorsunuz?" diye tepkili!
***
Çünkü.
Zulüm de,
Haksızlık ta,
Adaletsizlikte,
Ahlaki yoksunluk ta,
Rüşvet,
Yolsuzluk,
Kayırma alabildiğine kol gezdiği gibi; düzen bozuyor.
***
İnsanlar eşit değil,
Vatandaşlar da devlet imkanlarından eşit değil..
Yararlanamıyor..
Güç kimde,
İman kimde,
Makam ve mevki kimde,
Hüküm de, ferman da, adalet de, zenginlik de,
"eşitlik de" onda, onun hâkimiyeti altında…
***
Ne diyoruz...
Devlet yönetiminde keyfi idare olmaz.
İdare, adalet ve vicdana göre olur.
Aksi halde işler karışır, düzen bozulur, zulüm ve
adaletsizlik delalet olur.
Hak, hak sahibine verilmedikçe haksızlıklar önlenemez.
İnsanın yaptığı her haksızlık, her adaletsizlik "bir
sonraki" adaletsizliği ikmale getirir..
***
Demiştik ya!
Dünya dört şeyle "ayakta" duruyor…
Âlimlerin ilmi,
Salihlerin ibadeti,
Cömertlerin sahaveti,
Devlet adamının adaleti…
Ne yazık; "Muhtacız…"
Ama velâkin hepsi; deyim yerindeyse "çağın
zulümkarlığına" çevrilmiş!
***
Bakınız…
Kutsal kitabımız da Rabbimiz şöyle buyurur:
“İnanıp yararlı iş işleyenlerin ecirleri tastamam verilecektir.
Allah zalimleri sevmez.” (1)
“Ey inananlar!
Allah için adaleti ayakta tutup, gözeten şahitler olun.
Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe
sürüklemesin.” (2)
“Hükmettiğiniz zaman adaletle hükmediniz.
Allah adilleri sever.” (3)
“Allah şüphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara
bakmayı emreder, haksızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder.” (4)
Adalet Allah’ın emridir…
Allah adil davranmayı, iyilik yapmayı emreder.
Zulmün, kötülüğün her çeşidini yasaklar. "
***
Zamanın birinde..
Harun Reşit ava çıkar…
Kadının birini görür.. Gözyaşları içerisinde..
Ağıt yakıyor..
Kuzusunu Kurt kapmış..
Bunun için de, halifeye beddua ediyor..
Kadına der ki..
"Dağda kuzunu kapan Kurda ne yapılabilinir ki?"
***
Kadın cevap verir…
"Eğer baştaki adil olsaydı, tedbirli olurdu…
İyi bir vali tayın ederdi…
O da iyi kimseleri göreve getirirdi…
Bizi yönetenleri dikkatli seçer…
İyi bir koruyucu tayin ederdi…
Kurtta ortalıkta dolaşmazdı…
Gelip de benim kuzumu yemezdi"
***
Demek ki!
Devletin başındaki zat…
Ne kadar "iyi olursa olsun, adil davranırsa
davransın."
Adaletin…
Eşitliğin…
Hakkaniyetin; gayretinde olursa olsun!
Emrindeki…
O'nun altındakiler "iyi" olmadıklarında…
Vaziyet böyle olmazdı…
***
DEVLET ADAMI İKİYÜZLÜ OLMAZ!
Yusuf Kamil Paşa..
Davetlileriyle birlikte…
Mükellefli bir safrada, iştahla yemeklerini yiyorlar..
Derken, "meyve" faslına geçiliyor..
Masaya buzlu çilekler gelir.
İlk olarak uzanan Paşa olur..
Çatalını sapladığı iri bir çilek, tam da ağzına
götürürken kazara masadaki tuzluğun içine düşürür.
Ziyan olmasın diye tuza bulaşmış çileği alıp yer.
Berbat bir tat…
***
Paşa bozuntuya vermeden, masada bulunanlara seslenir..
Der ki;
-Arkadaşlar, tuzlu çilek hiç de fena olmuyormuş, isteyen
deneyebilir, diye tavsiyede bulunur.
Bunun üzerine birkaç kişi dener.
Bunlar başlar iltifatları sıralamaya…
- Paşam gerçekten nefis oluyor...
- Bundan sonra çileği hep tuzlu yemek isterim.
- Tuzlu çileğin lezzetini keşfetmekte geç bile kalmışız
diye "yaranma" yaparlar..
***
Kamil Paşa..
O esnada masada bulunan ve sözünü esirgememekle tanınan,
Minas Efendiye sorar…
- Arkadaşların görüşleri için sen ne dersin Minas Efendi…
Minas Efendi kendisinden beklenen cevabı verir..
Ve der ki…
Ey Devlet-i Âliye’nin lideri paşam…
Bu adamlar özel hayatlarında bu düşüncelerini söyleseler
üzerinde durulmaya değmezdi.
Fakat devlet hayatında da böyle ikiyüzlü davrandıkları
için…
Memleketin hal-i vaziyeti orta yerde..
İşler işte bu iki yüzlülükten dolayı hep kötüye gidiyor..
***
İKİ HAKLI OLURSA!
Bir kadıya sormuşlar:
- Davayı nasıl halledersiniz?
- Haklıyı haklı, haksızı haksız çıkararak, demiş.
- Ya ikisi de haklı olursa ne yaparsınız?
Kadı bu soruya şu cevabı vermiş:
- Vallah, ben bunca yıldır kadılık ederim…
Daha da iki haklının mahkeme kapısından içeri girdiğini
görmedim.