BAYRAMDA GÖRDÜKLERİMİZ?

Mübarek ay. Ramazan-ı Şerif.

Yolculadık..

Sene-i devriye de; "buluşmak" dileğiyle.. Bayaramını da; "idrak" ettik.

Ve bugün; "iş başı" yaptık.

Haydı hayırlısı.. Kolay gelsin..

***

Peki..

Bayram'ı "nasıl" geçirdik?… Özellikle; "toplum" olarak..

Değerlendirirsek..

Yine!..

Diyerek söze kırmak zorundayım… Çünkü, "yine yollar" kan gölüydü..

Arife günüyle birlikte!

4 günlük bayram; trafiğinin bilançosu korkunç.

Ölü ve yaralı sayısı!

Hakikatten "telaffuz" edilemeyecek kadar yüksek…

Neden?

Yollar; duble oldu… Otoyollar açıldı…

Yasalar… Mevzuatlar; "trafiğe" yeni uygulamalar getirdi.

10 kilometreye bir radar konuldu… Havadan ve karadan; kontroller yapıldı.

***

Teknolojinin; en üst seviyesi hizmete sokuldu.

Araba üretiminde!.. En klas, "güvenlik" mekanizması geliştirildi.

Ama!… Buna rağmen; "kazalar ve ölümler" her geçen yıl, her geçen bayramdan; "kat be kat" misli artırıyor.

İstatistikî veri!

Sadece geçen yıl; "ehliyetine el konulan, ceza yazılan" kişi. Ehliyeti olanların "yarısına" tekabül ediyor.

Peki, sıkıntı nedir?

İşte sıkıntı; "toplum ve bireysel" dengesizlikte.

Çünkü; "toplum" olarak bilinmezlik içindeyiz..

Biliyorum… Klişeleşmiş bir ifade olacak?

Ama hakikat bu… İç ve dış etkilerden dolayı "toplum" olarak, ruhsal bozukluk yaşıyoruz..

***

RUH HALİ BOZULAN TOPLUM?

O'nun için de.

Sevinci de,

Acıyı da,

Bayramı da, eğlenceyi de; "nasıl idrak edeceğimizi" bilemez olduk..

Dedik ya; "yollar kan" gölü.

Eğlence mekânları da aynen… Bu kez; "savaş" alanı.

İşte, Diyarbakır'daki "Lunapark'taki" hadise..

Gençler… Eğlencenin dozunu kaçırınca; "birbirlerine" girdi..

Bilanço… 3'ü silahlı; 5 yaralı.

Güvenlik görevlisinin durumu ağır…

Kavganın nedeni; "sen ne diyorsun?"

Ötesi yok. Hazımsızlık…

***

Bizzat… Mezarlık ziyaretinde şahit oldum..

İnsanlar kabir ziyaretinde… Trafik keşmekeşliği yüksek..

Sağlı-sollu gelişi güzel park edilmiş araçlar..

İnsan… Ve Araç seli oluşmuş… Geçit vermiyor.

Ne bir trafik polisi…

Ne de trafiği dizayn edebilecek "Belediye trafik ekipleri?"

Esamileri okunmuyor…

Özellikle; "Yeni Köy Mezarlığı" bölgesinde..

***

İhmal.. Sorumsuzluk..

Ve idari keyfiyetin; "sonucu" kaybettiğim iki yeğenimin mezar ziyareti için ordaydık.

Araçtan inmemizle!.. Kavganın göbeğinde bulunmamız bir oldu.

7-8 kişi kavga ediyor… Taş.. Sopa.. Levye..

Halk otobüsü şoförü ile iki otomobilin sürücüsü..

Ve yakınları… Kavganın sebebi de; "yol verme"..

Bilanço; 4 yaralı..

***

YEREL YÖNETİMLER?

Mezarlıklar derken.

Yerel yönetimlere "tebrik" kadar, eleştirim de var.

Tebrik noktası; mezarlık hizmetlerinin tümünün "ücretsiz" olması…

Ama eleştirim ise…

Bu kadar iyi hizmete karşı; "kabristanların da" çevre düzenlemesi…

Temizliği… Ve mezarlıkların; "güvenliği" olması gerekmez mi?

Ama yok…

Çünkü "çöplükten, kirlilikten" geçilmediği gibi "içki şişelerinin" görüntüsü de; "çifte rezalet"

Aynı manzara; Mardin Kapı mezarlığında da var.

Nitekim, mezarlık çıkışında bir okurum kolumdan tuttu.

Ömer bey lütfen yazın.

Önceki gün annem vefat etti buraya getirip defin ettik.

Ama aydınlatma olmadığı için haylı zorlandık.

Çevre ve mezarlık içerisinde; "neden aydınlatma" sistemi, yok?

Muhataplara duyurulur..

***

Bu arada mezarlıktaki "Hafız Kur'anlar.."

Bunların "ehilliği ve ehliyetliğinden" kim sorumlu?

Fatiha’yı bilmeyen..

Yasin’den be haberdar olanlar; "işgali" altında kabristan…

Gerçi… Kur'an ve dinimiz cevaz vermiyor; "kabir başında" parayla okutmaya…

Ama "kazanç" dünyası göz yumuyor.

***

ŞART MI, PROTOKOL BAYRAMLAŞMASI!….

Bir gelenek protokol bayramlaşması..

Diyarbakır için de..

Bayramın birinci günü; "protokol bayramlaşması" vardı..

Karayolları 9. Bölge Müdürlüğü sosyal tesisleri..

Mesleğin; etkisiyle bizde katıldık..

Bir önceki sene de..

Daha önceleri de; "şu eleştiride" bulunup..

Ya bu gelenek "kaldırılsın.."

Ya da, "doğru-durüst" bir hale getirilsin..

Çünkü; "bayramlaşma" hal-i vaziyeti, göstermelikten öteye geçmiyor..

Nitekim bu bayramda da aynı manzara..

***

Şöyle ki.. İlgisizlik.. Gelmezlik..

Katılım… Rezalet denilecek düzeyde düşüktü..

Düşünün!

İktidarın hal-i hazırda "İki bakanı"..

Mehdi Eker… Cevdet Yılmaz..

Eski Milletvekilleri.. Vali.. Emniyet Müdürü de hazırda..

***

Var olan insan sayısı bırakın 40-50'yi, 30 bile değil..

Ki bunlarda siyasilerin yakınları…

Bürokrat yok denilecek kadar azdı…

İl müdürleri, bölge müdürleri nerde?

Hele ki; "yerel yönetimlerden" kimse yoktu!

Neden katılmazlar… Neden, ilgisiz kalırlar bilmem?

***

Yani anlayacağınız..

Şu protokol bayramlaşması geleneği..

Bence ilgili zevat tarafından durum "sorgulanmalı, gözden geçirmeli?"..

Artı-eksi noktasında.. Devam mı, kalksın mı denilmeli..

Neyse…. Bir kez daha yazdık.

Ama faydası yok…. Lakin yazmasan gönül razı değil..

***

KOALİSYON MU, ERKEN SEÇİM Mİ?

Duyar gibiyim; "Siyasetten ne haber?" dediğinizi..

Hükümet kurulacak mı?

Kurulmayacak mı, noktasındaki soru..

Doğrusu.. 7 Haziran ve geçilen zaman dilimi..

Görüşmelerin; "zamana" yayılması; "belirsizlik" inşa ettiği gibi..

Nitekim!… Herkes şu noktaya geldi..

"Artık ne olacaksa olsun.."

Seçim mi olacak.

AK Parti CHP mi olacak? Azınlık hükümeti mi olacak?

Velhasıl.

Sanırım bugün itibariyle "bu soruya" yanıt hız kazanacak.

***

Ama!

Diyeceksiniz ki "üst akıl" hizipleşmesi var..

Öyle..

Çünkü; Reis.. Diyor ki, "kaolisyon" olmasın, "erken seçim" olsun..

Hükümet.. Davutoğlu ve parti tabanı ise ilk koşul; "hükümet kurulsun.."

Yani iktidara devam.

Asıl sıkıntı burada..

Yoksa, CHP AK Parti'yle koalisyona "dünden" razı

HDP de Dış destekte, "yumuşak" muhalefette, "razı"

MHP!

Zaten yelkenleri; "ilk gün itibariyle" yaktı.

Nereye çarpacak bilemiyorum.

Ama gidişatı; "parti içinde yeni lider devrimi" yaratacak gibi..

***

AMAN HA; ANAYASAL ÇİZGİYE GELMESİN?

Bayram sohbetinde.

Bir dostum, şu ifadeyi kullandı.

Hani şu klasik ifade var ya;  "Erdoğan Anayasa çizgisine çekilsin"

Bunu derken.

Ama dedim.

İşte o zaman; "Saray'ın" hal-i vaziyeti, diktatöryal bir yapıya kavuşur..

Ne çabuk unuttunuz Ahmet Necdet Sezer'i..

Yere bakardı.

Ama en tepe noktada; "diktatörce" tutum sergilerdi..

Ha bu arada Cumhurbaşkanına Anayasa'nın verdiği yetkiler; top yekûn en baba "diktatörün" elindeki yetkilerden daha fazla.

Ona göre...

O'nun için "Anayasal çizgiden" çok, bu anayasadan nasıl kurtulabiliriz ona kafayı ve enerjiyi arf etmeliyiz…

Sizce!

***

BRAVO SANA AKAR…

…Ve Parti Bayramlaşması..

Siyasi nezaket!

Bu noktada;  AK Parti İl Başkanı Muhammed Dara Akar'a tebrik.

Bravo... Diyarbakır bazında bir ilk gerçekleştirdi…

Şöyle ki.

Dün rakip siyasi partileri ziyaret etti.

Onlarla "bayramlaştı"

Önce, Hüda-Par'a gitti..

Ardından da, Halkların Demokratik Partisi'ne gitti...

Doğru ve takdir edilecek bir; "siyasi nezaket" tavrı…

***

Umut ederiz ki…

Bu nezaket, karşılık bulur..

Diyarbakır'daki; "kaygı" üretici..

Siyasi "gerilim"… Şiddeti körükleyen "hizipleşme" ruh hal-i bu tavırla son bulur..

Eee… Boşuna söylenmiyoruz!

"Bırakalım silahın ve şiddetin" konuşturulmasını..

Gelin; "siyaset konuşsun" diyalogu, siyasi hareket sağlasın..

***

GELİN DÖRT İMZAYI BİRLİKTE ATIN?

Şiddete ortak tavır..

4 Parti ortak bildiriye imza atsın.

AK Parti,

CHP,

HDP ve MHP.. Aynı kağıda; "imza atmak isteyen" varsa..

Demokrasi de çare tükenmez..

O "şiddete hayır" noktasında, kendi bir kağıt hazırlayıp imza atabilir..

İtiraz olmaz..

Yeter ki; "şiddete, silaha, ölüme ve acıya" hep birlikte; "barışın sağlanması" için, karşı duralım!..

***

Velhasıl.

Bayramı işte böylesi bir hava içerisinde solduk..

Nasip, kısmet diyerek..

Tekrar;

Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum..

İyi ki varsınız!..