HABERİ YOKMUŞ!
Söz'ün dünkü manşeti…
Yenişehir ilçesi Sarıyatak köyü'yle alakalıydı…
Köy, enva-i hilenin döndüğü ve deşifre olduğu bir köy
unvanını aldı…
Neler, "icra" edilmemiş ki?...
Malumunuz üzre bir süre önce, "Sahte Muhtarlık"
diye, haber konusu ettik..
***
Şöyle ki..
Sarıyatak Köyü Muhtarı Mehmet Ali Ataş..
Ve Köyün ihtiyar heyeti…
Akla ziyan bir işlemle; "aile fertlerinden"
oluşturulmuştu!..
Ki mevzuatta, "ağabey, kardeş, oğul, yeğen" yer
alamaz..
Yasal değil… Bu hükümle, "muhtarlık"
feshedilir.
Sahte muhtarlık oluşur..
Muhtarın elinden "mührü" alınır, ve hakkında
"sahtecilik" suçundan ceza davası açılır.
***
Söz, olarak "bu skandalı", resmi belgelerle
ortaya koymuştuk..
Nüfuz kütükleriyle…
Nitekim, İl Valiliği soruşturma açmış…
İl İdare Kurulu'da "skandalı" tespit ederek,
gereğinin yapılması için, ilgili birimleri uyarmıştı..
Diyarbakır İlçe Seçim Kurulu..
Ve Cumhuriyet Başsavcılığı…
Hal-i hazırda tahkikat devam ediyor…
***
Köy'ün muhtarlık serüveni de, hileli..
Sarıyatak köyü, 2010'da muhtarlık statüsüne kavuştu.
O tarihte..
Diyarbakır İl İdare Kurulu; "köyde ikamet eden kişi,
nüfus ve coğrafik" bazda "köy olma" vasfına sahip olmadığını
belirleyerek, red etti.
Ama ne hikmetse…
Siyasilerin nüfuzuyla, "İl Genel Meclisi ve ardından
İçişleri Bakanlığı" devreye girerek "işlem" tamam denildi.
Ki, köy statüsü "Bakanlık oluruyla" alındı...
***
Tabi, "köy statüsündeki" ana gaye…
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bölgede "yürüttüğü"
arazi toplulaştırması…
Yani, "vurguna" devletin hazine mallarına
"konma" gayreti..
Binlerce dönüm arazi…
Hiç yoktan, hukuk dışı, ama kılıfına uydurularak
"kendi nüfuslarına" geçirmişler…
Gerek çevre köy..
Ve diğer mezra sakinleri bu "skandalları da"
şikayet konusu ettikleri herkesçe biliniyor..
***
Şimdi gelelim…
Söz'ün dünkü manşetine..
Ve yazımıza başlık olarak kullandığımız "haberi
yokmuş" ifadesine..
Doğrusu…
Mevzuu'nun neresinden bakarsanız bakın..
Üstten mi, alttan mı, sağdan mı, soldan mı; neresinden
bakılırsa bakılsın; "kokuşmuşluk" var..
Tıpkı evvelki "işlemler" gibi..
***
Bakınız!
Sarıyatak Köyü "aile muhtarlığı" şikayet konusu
ediliyor..
Köy "merasının" hukuk dışı, Muhtar Ataş
tarafından "göçerlere" kiralandığı..
Ve her sene "on binlerce" lira haksız kazanç
sağladığı..
Diğer mezra sakinlerini; "meradan" mahrum
bıraktığı..
Köyün ortak malının "işgal" altına alındığı bu
nedenle; "görevini kötüye" kullandığı…
***
Valilik…
Ve Cumhuriyet Başsavcılığı da; "soruşturma"
açıyor…
Bunun üzerine…
Yenişehir Kaymakamlığına "resmi yazıyla",
Sarıyatak köyü ve Muhtar ile İhtiyar heyetiyle ilgili "ön inceleme"
yapılması isteniyor..
Kaymakam Dr. Mehmet Özel…
Ön incelemeci olarak Yenişehir İlçesi Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Şube Müdürü Abbas Ateş'i yetkili kılıyor..
***
Ateş yürüttüğü soruşturmalar neticesinde rapor
düzenliyor.
Sonra, Kaymakam Özel'e de "onaylatarak", ilgili
birimlere gönderiyor..
Ama ne var ki..
Hazırlanan rapor "skandallar zincirini"
içerdiği gibi…
Muhtar Ataş ve İhtiyar heyetini "aklamaya"
yönelik ifadeler de "bu kadarına da pes" dedirtiyor.
***
Raporda deniliyor ki…
Doğru, "mera" işgal edilmiş..
Göçerler..
Onlarca aileleriyle birlikte, 4 bin civarında koyunuyla,
"merayı" kullanıyorlar..
Çadırlar kurulmuş..
Köy Muhtarı Ateş ve ihtiyar heyetinden bazı isimler…
Göçer'lere "para karşılığında" kendi
arazilerini de, "kiralamışlar.."
Bu tespitler üzerine göçerlere "merayı"
kullandıkları için "para cezası" verilmiş…
***
Ama Köy Muhtarı ve ihtiyar heyeti..
Köylülerin "ortak kullanım" alanı olan Mera'nın
göçerler tarafından işgal edilmesinden..
Koyunlarını burada "otlatmasından"..
Kendilerine "çadır kurup" ikamet etmelerinden;
"HABERİ YOKMUŞ?"..
Üç maymun misali…
Yani, görmemişler, duymamışlar, bilmemişler…
Bu nedenle; "görevlerini" kötüye
kullanmamışlar.
Haklarında "soruşturma izni verilmemesi"
gerektiği kanaatine vararak karar verilmiş...
***
Sizce "akla ziyan" bir durum değil mi?
Siz, Köy'ün muhtarı olacaksınız…
İhtiyar heyetinde yer alacaksınız…
Köy'de de ikamet edeceksiniz…
Ayrıca, "göçerlere de" kıraç ve koyun otlatmak
için tapulu arazin olmamasına rağmen "varmış gibi" arazi kiralaması
"sözleşmesi" imzalayacaksın..
On binlerce lira para alacaksın..
Ve bunu da, "her yıl" mutat bir şekilde,
sürdüreceksin…
***
Ama tüm bunlara rağmen!
Sen.. Ve İhtiyar heyeti üyelerinden hiçbiri…
"Olup-bitenden" haberdar olmayacaksın..
Her şey "senden habersiz" yaşanacak?
Olacak şey mi?
Gel de söylenme..
Gel de; "devletin kurumlarının" ne kadar kirli
işlediğinden söz etme!
Gel de, bu işin arkasındaki "siyasi nüfuzun"
kimler olduğundan bahsetme…
***
Ne diyelim?
Bakalım, Söz'ün sorduğu sorulara hangi yetkili makam
cevap verecek.
Kayırmaya..
Aklamaya dair hazırlanan "raporun" muhtevasına
kim ne diyecek?
Ayrıca, ön incelemeci Abbas Ateş'in, Sarıyatak
bağlantısında "arazi toplulaştırması" var mı?
Bekleyip göreceğiz..
“Kimin haberi varmış, kimin haberi yokmuş!
Kim kimi neden aklıyormuş?.."
***
MÜLTECİ ANLAŞMASI!...
AB ile mülteci anlaşması!
Bir kazanç mı?
Bir zafer mi?
Yoksa ileriye dair bir felaket mi?
Doğrusu.
Mevzuu her yönüyle; "kazın ayağı öyle değil"
dedirtiyor…
***
Bir kere şu resmi kimlik aldı.
2.5 milyon Suriyeli.
Yani, mülteciler. Muhacir..
Artık, Türkiyeli oldu.. Türkiye "vatandaşı"
statüsüne kavuştu..
78 milyon olan nüfusumuz, 80 milyonun üzerine çıktı..
Maşallah..Bê nêzer!..
***
Peki, AB anlaşması ne diyor?
Hop diye para yok..
Siz projeler hazırlayın, getirin bakalım..
"Hoşumuza" giderse para veririz..
Değilse, vermeyiz..
Ha bir de, "iyi bakmamız" gerekiyor..
Öyle ya..
Kendi barbarlıklarını, insanlık dışı muamelelerini
görmüyorlar..
***
Hafızalarda taze..
Atletico Madrid-PSV Eindhoven maçı öncesinde bir grup
barbar Hollandalı taraftar dilenci (Mülteci) kadınlara neleri reva gördü?
Yere para ve ekmek atmasından tutun da…
Para karşılığı kadınlara şınav çektirmeleri..
Oley, oley diye bağırıp eğlenmeleri….
***
Ya bir de, İtalya'daki rezilliğe ne diyeceksiniz?
Başkent Roma'da…
Bir önceki haftaydı…
Avrupa Ligi'ndeki Lazio maçı için Roma'ya giden Çek'lerin
aşağılık hali.. Yerdeki dilenci kadının kafasından aşağı işiyor..
İnsanlıktan nasibini almamış arkadaşı da onu telefonla
kaydediyor..
Sonra da, sosyal medyada servis ediyor..
***
İşte Avrupa'nın medeniyeti…
İnsanlığa bakışı…
Tarihsel bir ifade… Kızılderililere ait…
Derler ki…
"Hiçbir şey insan kadar yükselemez ve yine hiçbir
şey insan kadar alçalamaz."
Aynen de öyle…
***
Düşünün…
Türkiye'de böylesi bir görüntünün vuku bulmasını..
Ve bunun dünya kamuoyuna yansımasını…
Neler denilmezdi ki?
Ne "barbarlıklar" yakıştırılırdı?
Ama onlar biliyorlar ki…
Bizde, inancımızda, dini değerlerimizde, örf ve
adetlerimizde; "insanlık var beşeriyet var"…
***
Çünkü..
"Yaradanı yaradandan dolayı severiz" kültürüne
sahibiz..
İşte şu Avrupa medeniyetsizliği..
Bunu bildiği için…
Kendi "insanı çirkin yüzünün" daha fazla dışarı
vurulmaması…
Barbarlığının, görünmemesi..
Aşağılık halinin aleni olmaması için; "mülteci"
anlaşmasını bir zaferi edasına dönüştürdü..
***
İşte bu noktada..
AB anlaşması bizler için değil..
Yani Türkiye için "iyi bir şey" değil, Avrupa
için işi bir şey oldu..
Velhasıl…
Yine insanlık, Müslüman’da..
Görünen o ki..
2.5 milyon mültecinin "Türkiyeli" olması..
Yenilerini getirecek mi?
Eğer ki, "çalışma hakkı tanıdığımızdan"
haberdar olurlarsa yenileri gelecek?