KONUŞAN KARELER!…
Sur ilçesi… Günlerin, haftaların hatta ayların…
Tüketilen zaman. Ve içinde barınan; "Şiddet ve Terör"ün sonucu…
Hiç kuşkusuz ki… Objektiflere yansıyan "resimler" her şeyi anlatmaya yetiyor…
Mesleki bazda.. Hep söylerim.. Bazen tek bir kare resim "vakayı" film şeridi gibi anlatmaya yeter de artar bile...
İşte Sur ilçesinde olup biten de bu noktada…
Her kare resim; oradaki "hayatı" ve sonrasını anlatıyor…
***

En çok konuşulan.. Medya'ya en çok yansıyan resim…
Genç bir bayan.. Siyah eşarpla, mukavva kutusunda bir kaç parça eşya…
Virane olmuş… Kurşunların, bombaların, roketatarların…
Delik deşik ettiği "yıkık evlerin" arasında yürüyor…
Gözler "ırak'a" odaklanmış… Belirsiz bir yüz ifadesi…
Yarından; karamsar bir şekilde.. Arkasında ise; karanlık gölgeler…
Açılan hendekler… Patlayan kanalizasyon…
***
Çoluk, Çocuk, Kadın, yaşlı, genç..
Bir telaş.. Korku hâkimiyetiyle hendeklerin, barikatların arasında ellerine ne geçirmişlerse…
Omuzlamış vaziyette koşuşturuyorlar..
Yorgan mı, yatak mı, Televizyon mu?
Çamaşır makinesini, buzdolabını da sırtlayanlar…
Çünkü; Ne nakliye araçlarına.. Ne kamyonetlere ne de bir başka vasıtaya izin yok…
Geçici serbestiyet; "alabildiğini al" gerisini bırak.
Objektiflerden kaçanlar.. Yüz çevirenler.
Ekseriyeti öyle sorulara yanıt yok.
Tepkisi belli.. "Bizi bize bırak.. Düşmüşüz ateşe.. Ne can ne mal güvenliği var.. İki taraf da öldürüyor"
***

Belli ki; giyecekler hepsi.. İki büklüm olmuş; yaşlı kadın…
Tepkili. Bir o kadar da; sıkıntılı "yaşama küskün" vaziyette. Lanetler yağdırıyor.
"Her kim sebep olmuşsa… Bizi bu ateşe kim atmışsa; "Allah belasını versin" deyip, uzaklaşıyor…
***
Barikatlar… Cadde başları.. Sokak girişleri.. Belli alanlarda; polisin barikatları var..
Ama en ağır barikatlar sokakların derinliklerinde…
Kurşunlu Camii… Sur'daki yasakta kaç kez el değiştirdi bilinmiyor..
Ama bulunduğu alan; "korku tüneli" gibi..
Barut.. Yanık kokusu birbirine karışmış..
Yerlerde mermi kovanları.. Yüzlerce.. Hatta binlercesi.. Çocuklar..
Kimi çuvala.. Kimi de el arabasıyla; mermi kovanlarını topluyor…
"Belki yasağın olmadığı yerlerde eskiciye satarım" diye.
***

O yanık; ateşe verilmiş halini izlerken gözyaşları döküyor.
Tülbentli annenin şu sözleri… Yürekleri ve dini hassasiyeti öne çıkaran duyguyla serzenişte bulunuyor..
“Evim yanaydı caminin yerine oğul. Allah’ın evini yakmışlar. Kur'an yakmışlar. Kur'an yakılır mı?
Allah koymasın”
***
Osmanlı'nın Diyarbakır'daki ilk eseri.. 500 yıl önce inşa edilmiş…
Şuan ki haliyle; "yeniden aynı yapıyla inşa edilir mi?" doğrusu zor görünüyor..
Çünkü tahribat büyük… O tarihi doku bir daha yakalanmaz.. Ama 2015 Aralık ayı, Diyarbakır için hiç unutulmaz…
***
Cami bölgesi.. Gerek yasak evresinde.. Gerekse de geçici serbestiyet dilimi içerisinde; "Örgütün kontrolünde.."
Çünkü Cami'ye çıkan tüm sokaklarda barikat ve hendek var…

Bir de, YDG-H'liler…
Objektiflere yansıdı.. YDG-H'liler sırtlarında kaleşnikof..
Barikat arkasında; kimlik kontrolü..
Beri yanda, Kurşunlu Camii avlusunda caminin halini görmeye gelen meraklılar arasında, geziniyorlar..
Kurtarılmış bölge! Ki bir ara, YDG-H'liler yine görüntülere yansıdı…
Tartışıyorlar.
Vatandaşlardan biri… YDG-H'lilere.
"Buraları neden virane ettiniz; siz olmasaydınız olmazdı diye..
Cevabı.. "Bizler sizler için buradayız.."
Ve uzaklaşıyor..
***
Ve, Suriçi esnafı.. "Bıçak kemiğe" dayandı misali..
"Yeter artık"
"Ne hendek, ne barikat, ne öz yönetim.. Ve ne de, polis-asker, operasyon.. Silahlar sussun..
Evimize "ekmek" götüremez, siftah yapamaz olduk.
Bittik, tükendik. İflas ettik"
***

HDP'liler genç bayanla tartışıyor..
Urfakapı polis noktasında… Genç kadın tepkili, yaşadığı mağduriyeti ifade ediyor…
"9 gündür tren istasyonumdayım.. Hastayım, tedavi oluyorum ve ne yapacağımı bilmiyorum. Benim evim yok. Psikolojim bozulmuş.."
Nursel Aydoğan müdahale ediyor..
"Tamam.. Açıklamamızı yapalım, halledeceğiz. İl Binasına gel"
Bu sese, tepki veriyor bayan..
"İnanmıyorum artık kimseye.. Niye birbirimizi vuruyoruz.. Kimiz biz, birbirimizi öldürüyoruz. Biz Müslüman’ız, nasıl Kur'an yakıyoruz, cami yakıyoruz.."
Bu sözler üzerinde genç kadın uzaklaştırılıyor..
***
Tüm bu olup bitenler noktasında, YDG-H'lilerin beyanına gelelim..
Dün, internet sitelerinde de yer aldı.. Hendek ve barikat politikalarına dair…
Ne diyorlar? "Herkes bilmelidir ki hendeklerin kapatılmasını istemek, Kürt gençliğine ‘kendini sömürgeci Türk devletine teslim et’ demek anlamına gelmektedir."
Yani, "hendekten dönüş yok!"
***

…Ve dün… Valiliğin yasağı.. HDP'nin "yürüyüş" ısrarı.. Örgütün de, "tehdit ve psikolojik" baskısı..
Yaşamı her alanında, "felç etti" gerilim ve çatışma yarattı.
Kepenkler indi.. Kontaklar kapandı.
Ahali evine çekildi. Sokaklar YDG-H ve örgüt sempatizanları ile Polislerin çatışmasına "sahne" oldu.
Bilanço ağır.. 2 Ölü, onlarca yaralı.. Ve yüzlerce gözaltı…
***
Sonuç itibariyle resimlerin ifadesi net..
Diyarbakır tedirgin, endişeli, kırgın ve öfkeli…
Tabi ki herkese… Öncelikle, HDP'ye.. Ki "siyasi misyonunu" kullanmadığı için..
PKK'ya.. Kandil’e.. ve YDG-H'ya.. Yeter artık "benim için kimseyi öldürme, ölme"…
***
Siyasal iktidara.. Parlamentoya.. Devlet'e.. Ve toplumun değer katmanlarına tepkisi yüksek..
"Artık yeter"
Çözüm sürecine, barışa, müzakereye siyasi "üstünlüğe" dönelim..
Geç olmadan.. Yeni ölümler, yeni katliamlar, yeni kıyamlar yaşanmadan…
Yeter.. Yeter.. Yeter artık!
Ed-i bese! Ed-i Bese!