MİSAK-İ MİLLİ SINIRLARI!
Musul'a dair.
Cumhurbaşkanı Erdoğan.
Ne diyor?
"Hem Musul'da olacağız.
Hem de Masa'da olacağız."
Yani, bir dizayn varsa.
Yeni bir "Harital" değişiklik olacaksa..
Türkiye; "Lozan" hezimetiyle, kaybettiklerini..
"İsteme ve alma" hakkını, kendinde görebilir.
Misak-i Milli sınırları..
***
Peki, Türkiye'ye karşı refleks niye!
Biliniyor..
Musul'daki operasyonda yer alırsa…
Ve kentte girerse; "bir daha" çıkmaz!
Öyle ya..
Lozan'da Musul verilirken…
Unutulmasın…
Uzun yıllar, "Musul petrolünden" Türkiye pay alıyordu..
Korku var...
***
Halep'e…
Menbic-Azez bölgesindeki, "seyir defteri.."
Buradaki plan neydi..
Türkiye sınırına paralel; "koridor" oluşturmak…
Bu plan, "bozuldu" gibi…
ÖSO destekli. "Fırat Kalkanıyla" Türkiye yeni bir kavram geliştirdi…
Alan hâkimiyeti, "el" değiştirdi…
***
Sonuç itibariyle!
Irak'ın da,
Suriye'nin de, içerisinde bulunduğu "savaşın"
İç çatışmanın…
Silah'ın elde bulunuş, halinin son hamlesi "masa" olacağı için!
Ki kaçarı yok…
Ülkeler, "ülke menfaatine" binaen, bölgede varlarsa!
***
Türkiye'nin bu çıkışı…
Erdoğan'ın bu söylemi…
Doğru.. Ve yerinde bir karar olduğu gibi; desteklenmelidir…
Hem Musul'da olacağız…
Hem de Masa'da olacağız…
Başika'da da olacağız.. Halep ve Azez'de de olacağız..
Ki, olası dizayn'da, "söz sahibi" olunabilinsin..
***
Dile kolay..
Suriye ile, 911 kilometrelik bir sınırımız var..
Aşağısı da, yukarısı da; "akraba"..
Ya, Irak sınırı..
350 kilometrelik bir, sınır hattı..
O'nun da aşağısı da; yukarısı da akraba..
Aile fertleri..
Hal böyle iken; "vaziyete" duyarsız kalınır mı?
***
Yoksa tarih tekerrür eder…
Sevr'de..
Lozan’da..
Sykes-Picot'ta; "sömürgeci emperyalistler" bir kez daha!
"Buyruk…"
Ve ferman yazıcı olurlar ki; "yeni devletçikler" ihdas edilir…
***
Zaten!
ABD.. Batı.. İran dâhil, Rusya!
Hepsinin ana; "stratejisi" bu değil midir ki?..
Türkiye hep uzak tutuluyor..
Osmanlı dağıldı..
Devletçiklere böldürüldü..
Bugün de mevcut olanları, bölüp-parçalamak istiyor ki.
Ki, "kendilerine yeni üsler" oluşturabilsinler diye!
***
Yazıya nokta koymak üzereyken!
Ajanstan iki haber peş peşe geldi.
İlki, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan…
Musul'a dair; "net bir beyanda" bulunuyor…
Diyor ki..
"Misak-ı Milli’yi kavrarsak..
Suriye’deki, Irak’taki sorumluluğumuzun ne olduğunu anlarız.
Eğer bugün Musul üzerinde bizim sorumluluğumuz var, hem masada hem arazide olacağız diyorsak bunun bir sebebi var.
Bunu durup dururken, dostlar alışverişte görsün diye söylemiyoruz.
Bütün diplomatik anlaşmalar hepsi sürüyor, diğer yandan da hazırlıklar devam ediyor.."
***
İkinci açıklama ise…
Başbakan Binali Yıldırım'dan…
Musul harekâtına dair…
"Koalisyon güçleri içerisinde havadan müdahalede bizim hava kuvvetlerimiz de yer almıştır…
Musul'da Türkiye'nin işi yok diyenler de cevabını almıştır"
Yani fiilen, artık Musul "harekâtındayız"
***
İbadi istese de, istemese de!
ABD ikiyüzlü davransa da davranmasa da…
AB… BM…
Ve İran ile Rusya; "burun kıvırsa da kıvırmazsa da"
Türkiye…
Musul’da da, Masada da "var olacak?"
Olmaz zorunda..
Çünkü, Türkiye eski Türkiye değil..
Emir alan değil, emir veren, sorgulayandır..
Tarih içerisindeki; "anlaşmaları da" iyi okumaktadır..
Lafta değil..
***
MİSAK-I MİLLİ NEDİR?
Peki, Misak-ı Milli sınırları nelerdir?
Ya da, Misak-ı Milli kararları neleri içermektedir..
1- Misak-ı milli sınırları;
2- Günümüz Türkiye sınırları;
Misak-ı Milli…
Günümüz Türkçesine göre; "Milli Yemin"…
Kurtuluş Savaşı'nın siyasi manifestosu…
Altı maddelik bir bildirinin adıdır.
İstanbul'da toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi..
28 Ocak 1920'de oy birliği ile "bildiriyi" kabul etmiş..
Ve bilahare de, 17 Şubat'ta kamuoyuna açıklanmıştır.
***
BARIŞ İÇİN ASGARİ ŞARTLARIMIZ
Bildiri, I. Dünya Savaşı'nı sona erdirecek olan barış antlaşmasında Türkiye'nin kabul ettiği asgari barış şartlarını içeriyor.
Toplantıdan çıkan kararlar arasında, özellikle Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyesi milletvekillerinin yoğun çabasıyla gizli bir oturumda daha önce Mustafa Kemal Atatürk tarafından hazırlanan Misak-ı millinin kabul edilmesi vardır, (28 Ocak 1920).
Bildiri mecliste Ahd-ı Millî Beyannamesi adıyla kabul edilmiş…
Ancak daha sonra "Misak-ı Millî" olarak anılmıştır.
Her iki deyim Ulusal Yemin anlamına da gelmektedir..
***
İŞTE MİSAK-I MİLLİ KARARLARI
1. Mondros Ateşkesi imzalandığı sırada işgal edilmemiş bölgeler kesin Türk yurdudur, parçalanamaz.
2. Kars, Ardahan ve Batum'da (Elviya-i Selase) gerekirse referanduma gidilecektir.
3. Araplar kendi geleceklerini kendileri belirleyecektir. (Referandum yapılacaktır.)
4. Batı Trakya'nın geleceği referandum ile belirlenecektir.
5. İstanbul, Marmara ve Halifenin güvenliği sağlandığı takdirde, Boğazlar trafiğe açılacaktır.
6. Azınlıklara, diğer ülkelerdeki Türk azınlığa tanınan haklar tanınacaktır.
7. Siyasi, mali ve adli gelişmemizi engelleyen sınırlamalar kabul edilemez. (Kapitülasyonlar)
Peki, böyle seyretti mi?
Hayır…
***
MEZHEP ÇATIŞMASI
Erdoğan..
Bir başka "fitneyi" de iyi solukluyor..
Şii-Sünni çatışması..
Musul Harekatında, 62 düvel var..
Türkiye'nin "yetiştirdiği" 2 bin asker de bulunuyor..
Harekat kapsamlı..
Ama bir grup var ki; "işte tehdit" bu..
Şiilerin milis gücü; Haşdi Şabi…
Irak ordusu da ekseriyetiyle; Şii!
***
Erdoğan ne diyor?
"Biz yeni mezhep çatışmalarına "evet" demeyiz!
Çünkü biliyor ki…
Irak ordusu askerleri…
Şiilerin milis gücü…
Ki Haşdi Şabi Musul'un yerlisi değil, dışarıdan gelen bir güç..
Bunlar Musul'un sokaklarına girince..
Operasyon faaliyeti içerisinde bulunduğunda; "Sünnilere" neler yapmaz ki?
***
DAEŞ üzerinden üretilecek fitne..
"İntikam" duygusu…
Çakacak kıvılcımla; Ortadoğu "içinden çıkılmaz" bir ateşe döner ki..
Maazallah!
İşte, Erdoğan bunu gördüğü içindir ki; "biz mezhep çatışmasına" evet demeyiz!
Denilmemeli de!