YAKARAK, YIKARAK DEVRİM OLMAZ!
Sur içi…
Artık "mabetlerin" mekanı değil…
Tarihin.. Kültürün.. Medeniyetlerin "beşiği"
açık hava müzesi değil…
Binlerce yıllık geçmiş… On binlerce yıllık
"tarihi" yapıları bağrında tutan değil…
Şimdi… Şiddetin.. Çatışmanın.. Ve terörün…
Sırtından vurulan hançerlerin… Yarattığı savaşla;
"virane" olmuş, harap edilmiş…
Bombaların.. Roketatarların.. Uçaksavarların…
Delik-deşik ettiği; korkunç bir tahribatın yaşandığı
"harp alanı.."
***
Görüntüler… Ve yaşanılanları anlatmaya
"sözcükler" yetmiyor…
Klişeleşmiş bir ifade.. Ki aylardır zikrediyoruz burada;
"Tarih, Kültür, Medeniyet ve İnsanlık" soykırımı yaşıyoruz diye..
Tablo bu!… Cuma günü "geçici" serbestiyetle
şahit olundu..
Suriçi… Yansıttığı her karesi; "yürek"
parçalayıcı…
Ki Kurşunlu Camii'nin önünde… Yapılan tahribatı
gözyaşları içerisinde izleyen ninenin ifadesiyle..
"Evimiz yansaydı da, Camiyi bu halde
görmeyeydim.."
Ne yazık ki; "akla-hayale gelmeyenleri" görüyor
ve yaşıyoruz…
***
Diyarbekir fethedildiği tarihten bu yana…
İslam Ordularının, "hâkimiyeti" ele aldığı
günden beri…
Hiç bir güç ve devlet; Türkiye'nin yaşadığı "tüm
savaşlara" rağmen, işgal edilmemişti..
Ama bugün!… İşgal'den beter bir "mahkûmiyet"
içerisinde, virane edilmiş…
Bu yıkım… Daha ne zamana kadar sürer bilmem..
Ama bildiğim o ki… Yaşanan ateşin etrafındakiler
"yangını" söndürmede hiçte samimi değiller…
Şu bu demiyorum hepsi! Kendi cephelerinde
"yangını" gürleştirmenin keyf-i arzı içerisindedirler…
***
Evet! Suriçi aynı zamanda "hızla da"
insansızlaştırılıyor..
Ki Cuma günü herkes şahit oldu.. Kaçan kaçana.. Göç eden
edene..
Yasağın birkaç saatliğine kalktığını fırsat bilen
vatandaşlar…
Korku.. Endişe ve telaş içerisinde;
"kurtarabildikleri" bir kaç parça eşyaları omuzlayarak,
evlerini-barklarını terk ettiler..
Tıpkı.. 80'lerde.. 90'larda… Köyleri.. Mezraları.. Evleri
yakılıp-yıkılanların..
Kırsaldan şehirlere göçü gibi…
Ki Sur içinden göç edip kaçanlar "o yılların"
acısını, vahşetini yaşayanlar…
Yani bir kez daha; "kirli savaşın" fırtınasını
yaşıyorlar..
Hepsi şaşkın.. Ve karamsarlık içerisinde "nereye
gidiyoruz biz de bilmiyoruz" diyorlar..
***
İşte konuşan resim.. Yatak.. Yorgan.. Televizyon…
Ya da el arabasına konulan buzdolabı…
Kap-kacak… Sırtlayabildiği kadar yükle;
"kaçabilmek"..
Yaşlı kadın… Diğerleri gibi "kameradan"
çekinmiyor, "çekmeyin" demiyor…
Çekin rezaleti, vahşeti, "Kürdü kürde kırdıran"
tabloyu çekin…
Ve gözyaşları içerisinde söyleniyor..
"Günlerdir… El yanına sığınmış vaziyetteyiz..
Ev yok.. Bark yok.. Elde avuçta ne vardıysa gitti.. Ev
yandı, eşyalar yandı.. Ev delikler açılmış tüneller kazılmış, bombalar,
roketatar atılmış. Taş üstüne taş bırakmamışlar.."
Dualar… Ve
Bedduaların birbirine karıştığı bir yaşama mahkumiyet..
***
Esnaf… Siftahsız, kepenksiz, işsiz açsız!
Kepenkler inik.. Açık olanlar da yarı düzeyde..
Yüzler gülmediği gibi; "isyanları" körüklüyor..
Kepenkleri inik olanları sorulduğunda alınan cevap net…
"Ne yapsınlar.. Onlar da iflas etti.."
Dile kolay sadece 10 gün içerisinde 500'ü kepenk
indirmiş..
3 bin insan da işsiz.. Ki ekonomik tahribat korkunç
rakamları gösteriyor..
***
Anlayacağınız!
Sözün bittiği,
Yaşamın sıfırlandığı,
Enva-i "düşmanlıkların" cirit attığı Sur
ilçesindeki "vahşet" işte böylesi bir tablo..
Peki, ne zamana kadar bu sürecek derseniz?
Bilemem.. Ama hakikat şudur ki, olup-biten faili meçhul!
Altan Tan'ın twitter'iyle noktalayalım…
Ne diyor Tan…
Kürt Halkının yüzde 84'ü hendek kazmaları, devrimci halk
savaşı dedikleri pozisyonu benimsemiyor. Halka rağmen yakarak, yıkarak devrim
olmaz…"
Eee..
Doğru söze ne denir, şapka çıkarmaktan başka!
SEÇİM BARAJI!
Mevcudiyetiyle; anti-demokratik bir "baraj" bu!
Yüzde 10… Hükümetin "Acil Eylem Planında" seçim
barajı var…
Baraj yüzde 7'ye düşsün…
Tabi; istişareye dayalı bu eylem!… Parti içi;
"demokrasi" ne diyecek..
Diğer partiler… Ve kamuoyunun bunla alakalı "fikri
beyanı" ne olacak?
Aslında çok tartışıldı…
***
Ki partilerin de bakışı belli..
CHP yüzde 5 ila 3 oranına inmesini yıllar önce
önermişti..
MHP hep mesafeli kaldı.. Ki nedeni de, HDP idi.. Barajı
aşmasın diye..
Mevcut durumla, HDP hala aynı fikirde mi, sanmam..
HDP ne önermişti.. Baraj yüzde 3'e çekilsin.. Ya da
tümüyle kaldırılsın…
***
Eğer ki baraj inecekse.. Ki inmeli… Benden de iki öneri
var…
Her seçim evresinde; "ittifaklar" olmasın..
Her parti; "temsiliyette" kendini bulsun. Güçlü
bir demokrasinin varlığı için; "Ya baraj" kaldırılsın..
Ya da; yüzde 3'e indirilsin.. Sonuçta hal-i hazırda
"sakıncalı" bir durum da yok..
Peki, bu tartışma.. AK Parti hükümetinin masasındaki
baraj yüzdesi..
Yine, Anayasal düzenlemelere dair; maddeler… Ve tabi ki,
Sivil Anayasa beklentisi…
Tüm bunlar şunu gösteriyor önümüzdeki zaman diliminde;
"REFERANDUM" olacak..
Ama 2016'da mı, yoksa 2017'de mi sandık gelecek…
Bilmem… Ama her halükarda gelecek..
***
Gelirsek; 330'u AK Parti bulabilecek mi?
Malum, referandum için 330 milletvekilinin
"evet" demesi gerekir..
Şuan AK Parti 316'da.. Eksik; 14.. Nasıl bulur mu?
Bulmaması zor değil… Hele ki, şuan partilerde
"Kurultay" öncesi "kazanların" fokurdaması…
Kopma getirecek..
***
Baksanıza! MHP tabiri caizse; "paramparça!"
CHP deseniz; Tramvay gibi..
HDP’nin de geri kalır yanı yok tabii..
"Erdoğan seviciler" konuşuluyorsa..
"Eskiler" diye, ifadeler havada uçuşuyorsa; yansıması olacak..
Yani özetle referandum için; "toplumsal
uzlaşıyı" öne çıkaran değişimler kamuoyuna sunulursa!
AK Parti. Referandum'a gitmede; "pek zorluk"
çekmeyecek..
Direnç gösteren muhalefette… Tıpkı 2010'daki referandum
sonucu sonrasındaki; "iç kavgayı" daha gür yaşamaya başlar..
***
Velhasıl!… İç ve dış krizlerin bertarafı… Kürt meselesi..
Kuvvetler ayrılığı…
Rejim'deki tıkanıklık.. Daha güçlü demokratik bir ülke
olma yolunda; "ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE DAİR KÖKLÜ REFERANDUM" taze kan
olur..
Yoksa! Yamalı bohça halimizde; yama vurulacak, dikiş
atılacak yer kalmış değil.
Çürümüş… Ve çürüdükçe de; "toplumsal" ayrışmayı
tetikliyor..
Ki hal-i alem orta yerdeee!…