CARDONLAR CİRİT ATIYOR!..
Ne hazin bir tablo!..
Bayram öncesinde Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) Diyarbakır Şubesi tarafından paylaşılan görüntüler, şehirdeki sağlık sisteminin içine sürüklendiği vehameti bir kez daha gözler önüne serdi.
Yerel basına da yansıyan haber ve görüntüler, artık bu kadar da olmaz dedirtiyor.
Gerçekçi olmak gerekir..
Mesele basit bir ihmal değil, tam anlamıyla kurumsal işleyişteki, çürümüşlüğün fotoğrafı…
***
Dile kolay…
Diyarbakır dahil, Güneydoğu’ya hitap eden Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nin koridorlarında büyük lağım fareleri, halk arasındaki adıyla cardonlar rahat rahat dolaşıyor.
Öyle bir telaşları da yok! Sanki hastane onların mülkü olmuş gibi!…
Koridorlarda gezinen, odalara girip çıkan bu cardonların hali gösteriyor ki mesele bir gecelik, anlık değil.
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz misali, uzun süredir biriken ihmalin dışa vurumudur bu cardonların cirit hali!!..

***
Üstelik yalnız değiller…
Ardında sıçan sürüleri de eksik değil! Görüntülerin ardından özellikle hastane çalışanlarından çok sayıda telefon aldım. Söyledikleri şu.. “Bu görüntüler daha hiçbir şey… Bir de bodrum katlarını, üst servisleri, hatta odaları da görün!”
***
Şimdi sormak gerekmez mi?
Ey bu kurumları yöneten muhteremler!..
Hijyenin en üst düzeyde olması gereken çocuk hastanesinde lağım fareleri nasıl cirit atabiliyor?
Bağışıklığı zayıf çocukların tedavi gördüğü bir ortamda bu görüntüler nasıl ortaya çıkıyor, çıkabiliyor?
Ve siz yöneticiler, görüntüler ortaya saçılıncaya kadar neredeydiniz, peki şimdi ne diyorsunuz?
***
“Harman yel ile, düğün el ile olur” sözü boşuna söylenmiş değil…
Bir kurum ancak ehil ellerle ayakta kalır. Liyakat ortadan kalkarsa düzen de çöker, ciddiyet de…
Kaldı ki mesele yalnızca kötü görüntü değil… Bu tablo aynı zamanda enfeksiyon riski, salgın tehdidi ve doğrudan halk sağlığı sorunudur.
Yani iş artık gözden kaçtı denilerek geçiştirilecek boyutu aşmıştır. Mızrak çuvala sığmıyor artık!..
***
Salt bu mu?.. Değil..
Ne yazık ki Diyarbakır’daki sağlık krizinin tek boyutu hijyen meselesi de değil… Personel eksikliği, randevu sorunları, altyapı yetersizlikleri ve yönetimsel tartışmalar zaten uzun süredir vatandaşın da sağlık çalışanlarının da canına tak etmiş durumda.
***
Yetmiyormuş gibi şimdi bir de sendikal usulsüzlük iddiaları gündemde…
SES Diyarbakır Şubesi’nin Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde yaptığı açıklamalar, sağlık sistemindeki başka bir yaraya daha işaret ediyor.
Hal böyle olunca insan ister istemez şu soruyu soruyor?.. Bu sistemi yönetenler gerçekten liyakat sahibi insanlar mı?
Yoksa kol kırılır yen içinde kalır anlayışıyla her şey örtbas mı edilmeye çalışılıyor?
***
Oysa sağlık sistemi yalnızca bina ve cihazdan ibaret değildir.
Adalet duygusu, kurumsal ciddiyet, güven ortamı ve vicdan da sağlık hizmetinin temelidir. Bunlar çökerse geriye sadece beton yığını kalır.
***
Velhasılı kelam…
Bir tarafta çocuk hastanesinin koridorlarında dolaşan cardonlar… Diğer tarafta şaibe iddialarıyla tartışılan sendikal süreçler.. Bütün bunlar aynı gerçeğe işaret ediyor..
Diyarbakır’da sağlık sistemi artık idare-i maslahat yöntemiyle yürütülebilecek noktayı aşmıştır.
***
Bugün ihtiyaç duyulan şey nettir!.. Göstermelik açıklamalar değil, şeffaflık, denetim, liyakat ve gerçek bir yönetim anlayışıdır.. Aksi halde… Bugün hastane koridorlarında gördüğümüz o cardonlar, yarın çok daha büyük ihmallerin ve daha ağır felaketlerin habercisi olur.
Çünkü… “Balık baştan kokar!”
***
GÜNÜN SÖZÜ
Çürüyen mekanizmanın lağımında cirit atan cardonlar olur!..
Yorumlar