MELLE GİTTİ, AMA DERS-İ İBRETLE!..

.. Ve beklenen oldu... AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Ömer İler görevden el çektirildi.. Dün itibarıyla üzeri çizilerek görevine son verildi. Kendisiyle birlikte Adana, Giresun ve Siirt il başkanları da görevden alındı. Gaye yenileme!!!.. İler, malum cami kürsüsünden ve minberden gelen bir isimdi. Görevden alınmasının ardından kamuoyunda en çok sorulan soru şu… “Neden görevden alındı?"

***

Doğrusu, yaklaşık bir haftadır kesin olarak, görevden alınacağını biliyordum… Bu nedenle bana yöneltilen soruların büyük bölümü de bunun nedenine ilişkindi?. Ancak bana göre asıl sorulması gereken soru farklıdır.. Görevden alınmasına neden olan süreç neden bu kadar uzadı, uzatıldı? Ve bu sonuca yol açan anlayış neden hâlâ yerinde duruyor?

***

İler'in görev süresine ilişkin değerlendirmelerde en çok öne çıkan eleştirilerden biri siyaset tarzı oldu. Göreve geldiğinde, dini kimliği ve toplumla kurduğu temas nedeniyle farklı kesimlerle güçlü bir iletişim kuracağı beklentisi hakimdi.. Ne var ki, zaman içerisinde ortaya çıkan tablo, bu beklentiyi tersine döndürdü..

***

Teşkilat içinde birçok isim, ulaşılması zor bir profil çizdiğini, eleştirilere kapalı kaldığını ve ortak akıl yerine dar bir çevreyle hareket ettiğine dair sesler yükseldi. Daha da önemlisi, siyasetin yalnızca parti binalarında değil, çarşıda, pazarda, iş dünyasında, sivil toplum kuruluşlarında ve kanaat önderleriyle kurulan ilişkiler üzerinden şekillendiği bir şehirde, birçok kesimle sağlıklı bir iletişim zemini oluşturamadı..

***

Özellikle iş dünyasıyla kısm-i ilişkiler yaşadığı öne sürülen kırgınlıklar, bazı kurumlarla yaşanan gerilimler, sağlık alanından Külliye'ye kadar uzanan çeşitli iddialar uzun süre, AK Parti kulislerinin gündeminde kaldı. Doğru ya da yanlış... Eksik ya da abartılı... Ancak siyasette çoğu zaman gerçeklerden önce algıların hüküm sürdüğü tartışılmazdır!

***

İler döneminde oluşan siyasi algı ise kendisinden çok daha hızlı büyüdü. Bir siyasetçi için en büyük tehlike de budur.. Makam insana güç verir, fakat o gücü kalıcı kılan tevazudur. Tevazunun olmadığı yerde kibir büyür, kibir büyüdükçe de o zat-ı muhterem yalnızlaşır. Nitekim bugün Diyarbakır'da konuşulan mesele sadece bir il başkanının görevden alınması değil, görev süresi boyunca neden bu kadar yalnızlaştığıdır.

***

Parti kulislerinde konuşulanlara bakıldığında da görevden alma kararının bugüne ait olmadığı görülüyor. Uzun süredir teşkilat içinde yaşanan rahatsızlıklar, milletvekilleriyle yaşandığı iddia edilen görüş ayrılıkları, görevden alınan ilçe başkanlarının Genel Merkez'e taşıdığı şikâyetler ve kamuoyuna yansıyan çeşitli iddialar!!..

***

Hal böyleyken insan sormadan edemiyor.. Madem görevden alma kararı verilmişti, neden beklendi? 2025 yılının Aralık ayında Ankara'ya çağrılarak istifasının istendiği herkesin malumudur. Sonrasında süreç, kimi vekillerin devreye girmesiyle, yeni yıla bırakıldı. O gün burada yazmıştım.. İler'in il başkanlığı süresinin mevcut başkanlar arasında en kısa sürelerden biri olacağını hep birlikte göreceğiz diye! Nitekim öyle de oldu.

***

Atalarımızın dediği gibi.. Geç gelen adalet, adalet değildir. Siyasette de geç alınan tedbir çoğu zaman fayda değil, zarar getirir. İler'in göreve gelişi de gidişi de Diyarbakır siyasetinde uzun süre konuşuldu. Görünen o ki bundan sonra daha sert ve daha açık biçimde konuşulmaya devam edilecek.

***

Camiden ve minberden gelen bir ismin toplumun farklı kesimlerinde karşılık bulması beklenirken, ortaya çıkan tablonun tam tersi olması da tepkilerin büyümesindeki en önemli nedenlerden biri oldu. Teşkilat içinde yaşanan kırılmalar, sahadaki memnuniyetsizlikler ve kamuoyuna yansıyan tartışmalar, AK Parti'nin Diyarbakır'da zaten zorlu olan siyasi zeminini daha da yıprattı. Oysa makamlar gelip geçicidir.

***

Bugün başkan olan yarın görevden alınabilir. Ancak geride bıraktığı eser, yaptığı hizmet ve oluşturduğu birlik duygusu kalır. Ne yazık ki son yıllardaki tabloya bakıldığında, birlikten çok ayrışmanın öne çıktığı görülüyor. Parti kuruluşundan bu yana partinin Diyarbakır serüvenine bakıldığında benzer örnekler çokça var..

***

Birçok il başkanı değişti. Her yeni isim büyük umutlarla göreve başladı. Her defasında yenileniyoruz mesajı verildi. Ancak değişmeyen bir gerçek vardı.. Değişen hep isimler oldu. Zira il başkanları tabanın iradesiyle yarışarak seçilen siyasi figürler değil; Ankara'nın göreve getirdiği ve Ankara'nın görevden aldığı isimler olarak öne çıktı. Bir başkan geliyor... Bir süre sonra teşkilat içinde tartışmalar başlıyor... Ardından Ankara devreye giriyor... Sonra yeni bir atama yapılıyor... Ve aynı hikâye yeniden başlıyor. Bu artık istisna değil, alışılmış bir tablo hâline geldi.

***

Seçim sonuçlarına bakıldığında partinin Diyarbakır'daki oy oranında ve siyasi etkisinde yıllar içinde belirgin bir gerileme yaşandığı da görülüyor. Burada durup düşünmek gerekiyor.. Sorun sadece il başkanlarında mı? Yoksa mesele çok daha derinlerde mi? Çünkü başkanlar değişiyor ama teşkilatın çekirdek kadroları büyük ölçüde yerinde kalıyor.

***

Oysa siyasetin temel kurallarından biri şudur.. Bir teşkilat kendi liderlerini yetiştiremiyorsa, kendi sorunlarını da çözemiyor demektir. Başkanlar gidiyor, yöneticiler değişiyor; ancak karar mekanizmalarını etkileyen dar çevre varlığını koruyorsa sonuçların değişmesini beklemek gerçekçi değildir.

***

Boşuna söylenmemiş..“Eski tas, eski hamam." Zihniyet değişmedikçe tabeladaki isimlerin değişmesinin bir anlamı yoktur. Bugün İler görevden alınmış olabilir. Yarın yerine başka bir isim atanacaktır. Peki sonra? Teşkilat içindeki kırgınlıklar sona erecek mi? Sahadaki kopuşlar giderilecek mi? Vatandaşın partiye olan mesafesi azalacak mı? Bugüne kadar bunun gerçekleştiğini gördük mü? İşte üzerinde durulması gereken asıl mesele budur. Atalarımız bir başka gerçeği de şöyle ifade etmiş… Bir musibet bin nasihatten iyidir.

***

Eğer AK Parti Diyarbakır teşkilatı yaşananlardan gerçekten ders çıkaracaksa, artık kişilerle değil anlayışla yüzleşmek zorundadır. Sorun yalnızca il başkanlarının değişmesi değildir. Sorun, her değişimin ardından aynı sonuçların ortaya çıkmasıdır.  Seçmen artık vitrin değişiklikleriyle ikna olmuyor. Samimiyet görmek istiyor. Liyakat görmek istiyor. Halkın içinde olan kadrolar görmek istiyor. Sadece seçim zamanlarında değil, her gün dinlenen olmak istiyor.

***

Velhasılıkelam... İler gitti. Ama ardında alınması gereken büyük bir ders bırakarak gitti. Tabi o izler nasıl silinecek, sorgulaması nasıl yapılacak, onu zaman içerisinde göreceğiz. Şimdi mesele, olup-bitenden kimin payına düşeni alacağı gerçeğidir..Nokta!..

***

GÜNÜN SÖZÜ

Akıllı insan başkasının hatasından da ders çıkarır, değilse kendi başına gelince anlar.

 


Yorumlar

Yorum Yap