İLK MAÇIMIZ RAKİPLE DEĞİL, KENDİMİZLE!

Amedspor, tarihinin en önemli sezonlarından birine giriyor. Yılların özlemi, mücadelesi ve hayali gerçeğe dönüştü. Süper Lig kapısı açıldı. Diyarbakır için, bölge için ve camiası için büyük bir gurur tablosu ortaya çıktı. Fakat büyük başarıların hemen ardından sorulması gereken daha önemli bir soru vardır! Bundan sonra ne yapacağız?

Çünkü bir üst lige çıkmak zordur. Orada kalıcı olmak ise çok daha zordur. Diyarbakır'ın futbol hafızası bize bunun yalnızca teorik bir ihtimal olmadığını, geçmişte yaşanmış bir tecrübe olduğunu söylüyor.

***

Diyarbakırspor'un bıraktığı ders

Diyarbakırspor bir dönem Süper Lig'de oynayan, tribünleri dolduran, şehrin ve iş dünyasının güçlü desteğini arkasına alan bir kulüptü. İnsanlar zamanından, parasından ve emeğinden fedakârlık ediyordu. Kulüp, Diyarbakır'ın ortak heyecanlarından biriydi.

Sonra yalnızca futbolcular ve yöneticiler değişmedi. Kulübün etrafındaki güven iklimi de değişti. Küskünlükler arttı, ortaklaşma zayıfladı, insanlar birbirinden uzaklaştı. Birileri geri çekildi, birileri küstü, birileri sustu.

Sonunu biliyoruz. Bugün Amedspor'un önünde duran en önemli meselelerden biri de tam burada başlıyor.  Geçmişte yaşananları yeniden yaşamamak. Bu nedenle Süper Lig'e çıkış, bir son değil; çok daha büyük bir sorumluluğun başlangıcıdır.

***

Kim daha fazla Amedsporlu?

Son günlerde kulüp çevresinde yaşanan tartışmalar bu nedenle dikkatle ele alınmalı.

Sosyal medyada yükselen öfkeler, iş dünyasına yöneltilen ağır eleştiriler, kulübe katkı sunanlarla taraftarlar arasındaki yaklaşım farklılıkları elbette konuşulabilir. Taraftarın yönetimi eleştirme hakkı vardır. Yönetimin hesap vermesi gerekir. İş dünyasının kulübe destek olması değerlidir.

Ama bu unsurlardan herhangi birini diğerlerinin üzerine koyduğumuz anda ortak yapı zarar görmeye başlar. Bir iş insanının kulübe katkı sunması onu kulübün sahibi yapmaz. Fakat ortaya koyduğu para, zaman ve emeği yok saymak da doğru değildir.

Taraftar, Amedspor'un en güçlü unsurlarından biridir. Ancak taraftarlık, kulübün geleceğine ilişkin her tartışmayı düşmanlığa dönüştürme hakkı anlamına da gelmez.

Mesele, kimin daha fazla Amedsporlu olduğunu kanıtlamak değildir. Mesele, herkesin Amedspor'un geleceğindeki sorumluluğunu bilmesidir. Bugün kulübün ihtiyacı olan şey birbirine üstünlük kuran taraflar değil, birbirinin eksikliğini tamamlayan bir ortak akıldır.

***

Süper Lig yalnızca takım meselesi değil

Amedspor artık yalnızca Diyarbakır'ın izlediği ve sahiplendiği bir takım değil.  Süper Lig'le birlikte Türkiye futbolunun vitrininin içine giriyor. Bu değişim, yalnızca kadro kalitesini artırmayı gerektirmiyor. Kulübün yönetim anlayışından iletişim diline, mali disiplininden kriz yönetimine kadar birçok alanda yeni bir seviyeye çıkmasını zorunlu kılıyor.

Kulübün yeni sezon kadrosuna kattığı Samuel Ballet, Yira Sor, Mohamed Khalil, Gökhan Gül ve Rayan Lutin için taraftarların katılımıyla düzenlenen imza töreni, bu hazırlığın futbol tarafındaki görüntülerinden biriydi.

Kulüp Başkanı Nahit Eren'in açıklamalarında da hedef yalnızca ligde kalmak değildi. İki aylık yoğun çalışmanın ardından gerçekleştirilen 16 transferle, Süper Lig'de kalıcı olmanın yanı sıra üst sıraları zorlayan ve Avrupa'da Amedspor'un rengini, kimliğini ve kültürünü temsil eden bir takım oluşturma hedefi ortaya konuldu.

Taraftarın verdiği cevap da açıktı. Kombinelerin kısa sürede tükenmesi, Diyarbakır'ın bu yeni döneme ne kadar büyük bir heyecanla hazırlandığını gösterdi. Fakat takım hazırlanırken şehir de hazırlanmak zorunda.

***

Vali Murat Zorluoğlu'nun Diyarbakır Stadyumu'ndaki incelemeleri bu açıdan yalnızca bir stadyum denetimi olarak görülmemeli. Zemin, tribünler, güvenlik ve diğer teknik hazırlıklar elbette önemli. Ancak Süper Lig'in Diyarbakır'a yüklediği sorumluluk bunlarla sınırlı değil. Çünkü Süper Lig, bir şehrin yalnızca futbol takımını değil, şehir kültürünü de görünür hale getirir.  

***

İyi takım kadar iyi ev sahibi olmak

Diyarbakır'a gelecek her takım, her taraftar, her gazeteci ve her yayıncı yalnızca Amedspor'u değil, Diyarbakır'ı da görecek. Bu nedenle artık yalnızca iyi bir takım olmak yetmeyecek. İyi bir ev sahibi olmak da gerekecek. Ulaşım, güvenlik, konaklama, restoranlar, esnaf, şehir tanıtımı ve maç günü organizasyonu doğrudan bu yeni dönemin parçası olacak.

Dolayısıyla Amedspor'un Süper Lig'e hazırlanması, Diyarbakır'ın da yeni bir döneme hazırlanması demek. Vali Zorluoğlu'nun futbolun rekabet kadar hoşgörü, dostluk, kardeşlik ve dayanışma anlamına da geldiğine yaptığı vurgu bu nedenle önem taşıyor.

Şu cümle altı çizili..

“İnşallah bu sene Diyarbakır’dan tüm Türkiye’ye bir kardeşlik ve dostluk sesi yükselecek”

Çünkü Diyarbakır'ın Süper Lig'deki ilk sezonunda vereceği mesaj, alınacak puanlar kadar değerli olacak.

***

Amed'in ruhundaki fair play

Fair play'i yalnızca maç sonunda rakibin elini sıkmak olarak görmemek gerekiyor. Fair play tribünde de olmalı. Deplasmanda da. Sosyal medyada da. Kullandığımız dilde de. Davranışlarımızda da. Rakip olabiliriz. Ama düşman değiliz.

Galibiyette ölçüyü kaybetmemek, mağlubiyette vakarını korumak, rakip futbolcuya, teknik heyete ve hakeme yönelik öfkenin sınırını bilmek yalnızca futbol ahlakıyla ilgili değildir.

Bunlar aynı zamanda bir şehrin kendisini nasıl görmek istediğiyle ilgilidir. Amedspor'un Süper Lig'deki en önemli sınavlarından biri de burada verilecek. Çünkü Süper Lig yalnızca 90 dakika değildir. Bir maçın sonucu 90 dakikada belirlenebilir. Ama o maçın şehirde bıraktığı iz çok daha uzun sürer.

***

Şimdi herkes kendi sorumluluğunu taşımalı

Sezon Pazar günü Erzurumspor maçıyla başlıyor. Tribünler dolacak. Yeni transferler ilk kez bu büyük heyecanın içine girecek. Diyarbakır, uzun yıllar sonra Süper Lig maçının heyecanını yeniden yaşayacak. İşte tam bu noktada geçmişin hikâyesiyle bugünün fırsatı yan yana geliyor.

Diyarbakırspor'un yaşadığı süreci yeniden yaşamamak için birbirimize kimin daha fazla Amedsporlu olduğunu kanıtlamaya ihtiyacımız yok. Tam tersine, herkesin kendi sorumluluğunu yerine getirmesine ihtiyacımız var. Yönetim şeffaf ve hesap verebilir olmalı. Taraftar, gücünü kulübü büyütecek şekilde kullanmalı. İş dünyası desteğini sürdürmeli. Yerel yönetimler şehrin ihtiyaçlarına cevap vermeli.

Basın eleştiri görevini yerine getirirken ortak aklın oluşmasına da katkı sunmalı. Ve herkes şunu unutmamalı. Kulübün etrafında oluşturduğumuz dil de Amedspor'un geleceğinin bir parçasıdır.

***

Velhasıl.. Amedspor'un bu sezon atacağı en önemli gol rakip kaleye atacağı gol olmayacak. Belki de asıl başarı, birbirimize karşı değil, aynı hedef için birlikte oynayabildiğimizi göstermek olacak. İlk maç Erzurumspor'la. Ama asıl sınavımız çok daha büyük. Rakiple değil… Kendimizle.

***

GÜNÜN SÖZÜ

Bir kulübü büyüten yalnızca attığı goller değil, etrafında kurduğu güven duygusudur.

 


Yorumlar

Yorum Yap