MİLLET BAHÇESİ!…
Artık..
Diyarbakır'ın da bir "millet bahçesi" olacak..
Reis müjdeyi verdi..
Eski stadyum..
Betonlaşmayacak..
Konut alanı..
İş merkezi.
Plazalar dikilmeyecek..
Yeşillenecek..
Çınarlaşacak..
Ağaçlar dikilerek; "milletin bahçesi" olacak..
Hayırlı olsun..
Eee..
Kent ahalisi kaç yıldır bunu diyordu..
Ne merkezi hükümet..
Ne yerel idare; "pek de" muhatap geliştirmiyordu?
Ta ki, "Reis" işe vakıf olunca..
***
İş Diyarbakır olunca, vaziyette bir çapan oğlanı yok diyemiyoruz…
Niye bu evreden sonra...
Şöyle ki…
Bulunduğu bölgede; "müteahhit" iş yapamıyordu..
Konut..
İşyeri..
Ve plaza pek rağbet görmüyordu..
Ki satış, ofisi "sinek" avlıyordu..
Yani; "iş elde kalmıştı?"
49 milyon liralık bir iş...
Acaba; fırsat bu fırsat mı yapıldı-birileri pazarladı mı?..
Birilerine rant temini mi?..
***
Niye derseniz…
Çünkü, eski stadyumun yeri "alel acele" teslim edildi..
Yıkıldı..
İşe başlandı..
Sanki "yangından mal kaçırırcasına!.."
Ki tüm işlemler; "illegal" yapıldı..
Öyle ki, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, "resmi yazışma değil, şifa üzerine" işlemleri yürütterek orayı yıktı…
Sözleşme vardı..
Yeni stadyum teslim edilecekti..
Eksiklikler giderilecekti..
Anahtar teslimi yapıldıktan sonra; "eski stadyum" müteahhite teslim edilecekti..
Ve böylece yıkıma başlanacaktı..
***
Şuan bile!.. Yeni stadyum henüz teslim edilmiş değil..
Kupa maçı..
Diyarbekirspor yarı final maçı oynanmasına rağmen..
Ama beklenmedi…
Belediyelerin itirazına ve tepkisine rağmen; yıktırıldı..
Nitekim; "yıkımı dahil…"
Oradaki, eski malzemeler..
Jenaratör..
Direk..
Yani hurdalıkların teslimi, satışı bile "müfettişlik" oldu...
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde üsulsüzlük var diye..
Aylarca müfettişler Diyarbakır'da arz oldu..
Velhasılı kelam..
Çetrefilli iş..
Nihayetinde, "hayırlı" bir karar ve müjdeyle; "ahalinin lehine" döndü..
***
YOLSUZLUK VE USULSÜZLÜKLER?
Söz Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünden açılmışken..
Eskiye bakalım..
2012'de neler yaşanmıştı…
Biz neleri yazmıştık..
Bilahare akıbet neyle sonuçlandı..
İşte tüm bunlara dair önceki gün elime bir soruşturma dosyası ulaştı..
Neler yok ki?
Mesela…
***
BİR.. Seyrantepe Sentetik saha yapımı..
O gün demiştik ki…
İş teknik şartnameye uygun yapılmıyor..
Aykırı imalat var…
Usulsüzlük yapılmış..
Birilerine rant temini söz konusu diye!..
Müfettiş..
Bilirkişi soruşturmaları sonucunda, verilen karar..
77 bin 377 lira 55 kuruş "zimmet..!"
Zimmet..
İşi yükleyen firma'dan "tahsil" edilecek..
Edilmezse..
İşin kontrol mühendisi..
Teknik üyeler..
Geçici Kabul komisyonu..
Ve dönemin İl Müdüründen; "müştereken ve müteselsilen" tahsil edilecek..
***
İKİ… Silvan ilçesindeki, Sentetik Çim Yüzeyli Futbol Sahası ve Aydınlatma işi..
Müfettiş ve bilirkişi raporu..
Verilen hüküm..
Eksik imalat yapılmış…
Toplam tutar 56 bin 111 lira, 91 kuruş; "zimmet..!"
Yüklenici firmadan tahsili..
Yoksa, altında imzası bulunan şahsiyetlerden tahsiline..
***
ÜÇ…Seyrantepe sentetik zeminli futbol sahası yapım işinde; "yetkisi alınan" elemanların hakedişleri imzalaması..
Yani…
İlgisi olmayan..
Resmi bir yetkili bulunmayan…
Ki "yetkisiz" kılınan kişilerin "tek eleman gösterilerek…"
Müteahhit firmanın "hak edişi düzenleyip" imzaladıkları..
Sonuç; "eksik imalat yapıldığı" tespit edilen 77 bin 377 lira 55 kuruşun tahsil edilmesine karar verildi..
Ya firma, yoksa, imzası olanlar..
***
DÖRT..
Tillo ziyaretinde yaşanan usulsüzlük..
Öğrencileri götürme..
Araç ve harcırah ile yemek..
Hayali isimler ve harcama..
2013 yılında, Diyarbakır Söz bu skandalı detayıyla ortaya koyarak yazmıştı..
Gündem oldu..
Ama ne hikmetse; "üstü" hep örtüldü..
Birileri inkar etti...
İş müfettişlik bilirkişi olunca; derler ya "kep düştü, kel göründü" misali, işin hilesi ortaya çıktı..
Bizim yazdıklarımızda; teyyit ve doğrulandı.
Gaye; "öğrencilere" inanç ve ibadet açısından manevi atmosfer yaşatmak değil..
Gaye birilerine; rant temin etmek..
***
Öyle ki…
Bir önceki bilirkişi ve müfettişler "yok bir şey" demişti..
Ki delilleri de karartamaya gitmişlerdi..
İkinci kez mevzu edilince!..
İşin rengi ortaya çıktı..
Ve 20 bin lira tutarında zimmet çıkarıldı..
***
Evet…
Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın "teftiş raporundan" aktaracağımız özetle şimdilik böyle..
Genel müdür Vekili..
Mehmet Baykan'ın imza ve onayı alınan…
Teftiş Kurulu Başkanı Mehmet Nezir Saidoğlu'nun imzasının da yer aldığı raporun sonuç bölümünde..
Zimmet hükmedilen tutarların tahsiline karar verilirken…
Adli yönden de, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi istendi..
Klima yolsuzluğu…
Bismil Sentetik…
Aydınlatma işi..
Teknik Eleman olmadan geçici kabul komisyonunda görev alınmadı..
Ve daha nice usulsüzler!?.
Neyse!..
Dosya muhtevası geniş; irdeliyoruz...
***
ZAMANIN MUHALEFETİ..
Bir halk deyimi var..
Denir ki; "ufak ufak at da, civcivler yesin..!"
Aynen de öyle…
Seçim takvimi yaprakları döküldükçe "vaatler de" zıvanadan çıktı.
Uçuşuyor…
Seri bir "atmasyon", sahayı kaplamış..
Nasılsa "dilin kemiği yok ya" salla gitsin; "kim yeme" gelirse!..
***
Eee..
Klişeleşmiş bir benzetme olacak..
Ama ne dersin?..
"İki anahtar" vaad edenler vardı bir dönem!!!..
Ev ve araba…
Mazot 1 tele..
Benzin 1 tele…
Kim ne verirse; "bizimkisi beş katı…"
Öyle ki, "cennet vaat" eden bile olu..
İşte tapusu diyen..
Ama sonra ülke ve millet cehennemi yaşadı?
***
İşte hal-i vaziyet!…
Desteksiz atan atana..
Özellikle muhalefet…
Tarihten..
Daha bir kaç yıl öncesini hatırlamadan..
Neyse ki..
İletişim çağındayız; hesabı kitabı tez çıkarılıyor..
Yani "yalancının mumu" misali akşamı bulmuyor..
Öğlen batlıyor..
***
Bu arada şu iftira hali..
Çamur at tutmazsa izi kalır, düşüncesi var ya..
O da; almış başını gidiyor..
Baş döndürücü…
Ama, "hep duvara" toslanılıyor..
Çünkü; "iftiracı" anında kendini ele veriyor..
Ki "yerin dibini" boyluyor..
***
İktidar işi iyi buluyor..
Hazırlıklı..
Ki arşiv sağlam; "anında" hamle geliştiyor..
Hal böyle iken..
Galiba!..
Çağ teknoloji..
Çağ elektronik..
Çağ bilgi çağı olduğunu bizim "muhalefetteki" siyasiler bilmiyor..
Bilselerdi..
Bu kadar afaki..
Bu kadar işkembe-i kübradan..
Bu kadar iftiranın dibini "boylamaz", rezil-i rüsva olmazlardı..
Yazık…
Ne diyelim..
Bunlar zamanın siyasi tıfılları..
***
KLİMALAR KAPALI!…
Havalar ısındı..
Yaz sıcağı başladı..
Diyarbakır kavruluyor..
Zaman da; "oruç" ayı…
Hal bu iken..
Serzeniş ve tepkiler var; "toplu taşıma" araçlarında klimalar çalıştırılmıyor..
Ne halk otobüsleri..
Ne minibüsler..
Ne de ticari taksiler..
Ve ne de, Belediye'nin bizatihi otobüsleri dahil!…
Klimalar "devre" dışı!…
Farklı gerekçe ve bahaneler var…
Ama hiçbir şey; "yasal mevzuatı" bağlamaz..
***
Büyükşehir belediyesi..
Ki, Ulaşım Daire Başkanlığı…
Hizmet diyorsunuz..
Halka hizmet için varız diyorsunuz; aha da halka hizmet..
Ramazan-ı şerifteyiz..
Oruç ayı..
Bari bir serinlik olsun; toplu taşıma araçlarında!..
Görevinizi yapın..
***
Unutmadan..
Şu "sivri sineklerinize" bari 24 saat ful mesai yaptırmayın..
8 saate riayet edin..
Hak, hukuk ve adelet, eşitliği "ihlal" ediyorsunuz..
Günah..
Neyse..
İlaçlama ve sivrisinek mevzusunu; ciddiye alın..
Sineklerle değil..
Bataklığı kurutun..
Onun için de; şehrin dört bir tarafındaki "inşaatların batak ve artık" alanlarına yönelin..
Tabi ki, sokak arasındaki "çöplerin" zamansız hali..
İşi azıtıyor..
Tabi ki, sivrisinekleri de arsızlaştırıyorlar…