PARTİLERDE SEYİR BİLDİK!...

Ne söylesek… Ne etsek, ne yazsak, bilemez hale geldik..

Yazıyoruz.. Çiziyoruz.. Dilimizin döndüğü kadar konuşuyoruz..

Aman ha aman, deyip duruyoruz..! Tarihten örnekler getiriyoruz..

İşte ders-i ibret diyoruz..

Her ortamda.. Her platformda.. Ki köşemizde..

Ekranlarımızda; "sesimizin" çıktığı kadar, söylüyoruz, sesleniyoruz!..

Ve diyoruz ki...

Yerel siyaset ayrı.. Ulusal siyaset ayrı.. Yani genel seçimler ayrı, yerel seçimler ayrı..

Bu kez; "kent milliyetçiliği" öne çıksın.. Kentlilik sahiplenilsin…

Bir kez de bunu deneyelim!… Herkes aya, biz hala yayayız!…

***

Belediyeler… Büyükşehir, ilçe ve belde belediyeleri..

Ki Diyarbakır'da artık belde yok..

Büyükşehir ve ilçe Belediyeleri.. Bir Büyükşehir.. 17 İlçe Belediyesi..

Ey partiler.. Ey parti kurmayları.. Ey "aday belirlemede" karar kılıcı olanlar…

31 Mart'ta yapılacak "seçim için ne olur; "kentliliği" önceleyin..

Buna dikkat edin… Uyanık olun..

Gaflete, delalete, ihanete; "eski tas eski hamam" anlayışına dalmayın!…

***

Bu şehre.. Bu kentin yaşayanlarına… Özellikle Ak Parti.. Özellikle HDP..

Ki diğer partilerin pek iddiası olmadığı için dile getirmiyorum..,

Bugüne kadar; "karar mekanizmasında" bulunmadılar…

Özellikle son 20 yıl için; "pek günahkar" değiller..

Ama önemsenilmelidir; "alternatif" olabilme noktasında aktif değiller…

Ki bu da sorgulama, muhalefet açısından zayıf nokta!..

Lakin, hal-i hazırda iki yönlü; durum söz konusu..

Ancak iki parti için de "yapılanlar" kabul edilmez bir seyir içerisinde yol alınıyor..

Dün olduğu gibi, bugün de "aynı fikriyat" ağırlıkta!..

***

"Küçük olsun benim olsun..!"

Yazıktır.. Günahtır.. Ayıptır..

Çok ama çok ahlaki ve liyakatli bir "havanın" içerisinde değilsiniz!

Yeter artık..

Bu nasıl bir reva görülmüşlüktür.. Bu nasıl bir mahkumiyet potasına sokulmuşluktur…

"Tepeden" inmeci bir anlayışla bu kent yönetilmemelidir..

Başka alanların kurgulu mekanizması gibi!..

Güdümlü..

Davul boynunda, tokmak başkasının elinde!…

Kent; "kendi benliğiyle" yönetilemiyor.. Hep "ötekileşiyor..!"

***

Kendi içinde.. Kendi yaşam kulvarı içerisinde "boğduruluyor!"…

Gelişmeye.. Yeniliğe.. Kazanımlara..

Çağdaş, modern bir "kent vizyonuna" kavuşmada, kısırlaştırılıyor..

Asayiş değil..

Ama hayata dair zaman işleyişinde maalesef belediyeler "bunalım" içerisinde…

Huzuru.. İstikrarı..  Güven tesisini, bir türlü yakalayamıyorlar…

Gelen gideni aratır misali…  "Kısır bir döngü…"

Hep birilerinin nam-ı hesabına; "varlar/var olmaya çalışıyorlar..!"

***

Ama artık yeter diyeceğim.. Ne hazindir ki diyemiyorum..!

Çünkü, kötü bir hava var.. 

Fena estiriliyor.. Kokluyorum.. Sorguluyorum.. 

Soruyorum.. Kent merkezinden, Ankara'ya kadar…

Yine.. Evet yine kirli eller; "irade" soygununa soyulmuş vaziyetteler!..

Karar kılıcılar….

Troykalar.. Abiler.. Ablalar..  Kendi meşreplerine dair; kapalı kapılar ardında "hesap" yapıyorlar….

Sözde birilerinin nam-ı hesabına!...

***

Önceki yazımda dile getirmiştim..

AK Parti.. Özellikle Genel Merkez.. Tabi ki, dirayetli, elini masaya vuran…

"Ben değil" biz diyebilen… Artık gün "parti beni omuzunda taşısın" değil..

Gün, "Biz partiyi omuzumuzda nasıl taşımalıyız" demenin dönemidir diyen!…

Seçmeni.. Seçilecek bölgeyi.. Kenti.. Şehri.. Önemseyerek..

Maddiyat kadar maneviyatı önceleyen..

Ak Parti "bir araç" değil.. Ak Parti "bir dava" partisidir, deyip davayı sahiplenen Diyarbakır'a "ötekileştirilmesin..!"

Parti; AKP'lilere "teslim" edilmesin..

Yoksa, "bir hezimet" daha yaşanır demiştim…

***

Ama ne yazık ki.. Galiba "haklı" çıkacağım bir, hava estiriliyor..

Diyarbakır cephesinde "bunların" dışında bir "ağ ve hakimiyet" dün olduğu gibi bugün yine; "sahne" aktörlüğüne soyunulmuş!

Partinin omuzunda yıllardır taşıdığı zevat!…

Büyükşehir.. İlçe Belediyeleri.. Encümenler..

Meclis üyelikleri için; "rant" uğraşını temin etmeye dalmışlar…

Maalesef..

Bilinen, klişeleşmiş, can çıkar, huy çıkmaz misali "kirli pazarlıklar" söz konusu!…

"Fiyat" biçiliyor.. Hesaplar yapılıyor…

Şurası için şu kadar, burası için bu kadar..  Tıpkı, 24 Haziran'daki gibi!

***

İşte bu; "güruh" kesim yüzündendir ki!..

AK Parti..

Demiştik ya; "kılı kırk yarıyor artık.?!"

31 Mart'ı önemsiyor..

Aday belirlemelerine dair; "kriterleri" yüksek..

Yeni stratejiler..

Yeni uygulamalar hayata geçiriyor..

Tarihin; "en sorgulayıcı" bir seçiciliğiyle seçime hazırlanıyor..

Nitekim, ülke genelinde genel kanı bu minvalde yüksek!..

Ama gel gör ki, Diyarbakır'ın ekseninde yaşananlar bu troykaların yüzünden yine "gölge" düşürücü kulisler var…

Yani, "eski tas eski hamam" dedirtiyor..

***

Aday adayı olanlar..

Bu yolda biz de varız diyenler "hayal kırıklığına" uğruyorlar..

Nitekim dün, gün boyu bu yönde bir dizi mesajlar aldım…

Eleştiri bazlı..

Bize "beyler sahaya diyorsunuz..!"

Ama; "birileri" sahayı ofislerine taşıyarak burada "pazarlama" yapıyor…

Ne diyeceksin..

Ayıp ya ayıp demekten başka!…

***

BÜYÜKŞEHİR…

An itibariyle!…

Görünen o ki, Cumartesi günü bir kısım belediye başkan adayları açıklanacak..

Ki, reis açıkladı…

Uzak bir ihtimal..

Ama, gelen bilgilere göre; Diyarbakır'ın adayı "o gün" açıklanacak!..

Peki ibre, kimden yana?

Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu mu,

Alattin Parlak mı?

Mehmed Mehdi Eker mi?

Yoksa Cumali Atilla mi?

Ya da; eski vekil Galip Ensarioğlu mu?

Doğrusu!..

Ankara'da, "ayıp ya ayıp" noktasında esen rüzgarın söylediğine bakılırsa..

Denilen şu..

"Her kulvarda yer aldın, hele bir de Belediye Başkan adayı ol"…

Bakalım burdaki performansın ne?..

Biliyorum; "vaziyeti" hemen çaktınız!..

İbre işte o istikameti göstermeye başladı..

Tabi son dakika; "aksiyonları" unutmayalım..

24 Haziran'da gördük…

"Liste ve sıralamanın" nasıl işleme alındığını?…

Neyse; sürpriz yok!..

Var olacak olan; "şoklama olacak?"..

***

ARZAKÇI ADAY!…

MHP olmadı.. AK Parti olmadı.. HDP olmadı…

Neyse!.. Daha zaman var..

Bir çağrı, davet olursa; "birine" gidilir..

Yok değilse..

Ma "Bağımsız" aday olunmaz mı; diyecek?… Ki diyor..

Abdullah Arzakçı'ya hayranım..

Niye derseniz!… Onun için parti "amaç değil, araçtır?"..

Yeter ki; "istenilen hedefe" ulaşılabilinsin..

AK Parti mi, MHP mi, HDP mi ya da bir başka parti mi önemli değil..

Önemli olan; "hedef.."

Ve tabi ki medeni cesaret!…

Her kişinin gösterebileceği; bir cesaret değil!...

Çünkü her seçim evrasında mutlaka "varlığını, ismini" hissettiriyor…

***

İŞTAHI KESİLMİŞ…

Dün bir dostum aradı..

Meslektaş..

Dedi ki..

"Senin ki, iştahtan kesilmiş… Evden, makamdan çıkmıyor?"

"Kim..

İştahtan niye kesilmiş?" dedim…

Cevabı şu oldu..

Hani atanmışlıktanseçilmişliğe terfi etmek isteyen vardı ya!..

İşte o dostun(!)…

Seçilmişliğe "yol kapandığını" öğrendiği için iştahtan kesilmiş…

Doğrusu..

Vaziyete üzüleyim mi, sevineyim mi bilemiyorum..

Sevinmem; "aldığı kiloları" vermesi..

Üzüntüm; "yediklerini" kusarken göreceği muamele!…

Eee..

Makamlar da..

Seçilmişlikler de…

İşleyiş noktasında; "her kişinin" işi değil!…

Üstadın ifadesiyle..

"Ne oldum değil, ne olacağım demeli?.."