PAZAR GÜNKÜ MİTİNGİN KODLARI…

Hava bulutlu.. Güneş bir açıyor.. Bir kapanıyor..

Serinlik var.. Esinti pek o kadar yüksek değildi.. Sıcaktı…

Eee… Ülkede "mevsim" şaşkınlık yaşatmıyor mu?

Yaz-Kış-Bahar!

Birbirine karıştı..

Tıpkı, ülkenin siyaseti gibi; "kimin eli kimin cebinde belli değil?"

Belirsizlik var…

Önce; Miting alanına bakalım.. Buradaki hava; "nasıl" esiyordu?

Hava hayli sıcaktı.. Gergindi… Teşkilatlar noktasında; "kollama" vardı..

Eski ve yeni vekiller.. Liste'de olanlar..

Liste dışı bırakılanların; "birbirlerine" karşı hamle üretme gayreti!

Her yönüyle; "her an bir şey olabilir" hava hâkimdi…

***

Nitekim de öyle oldu… Platformda Mehdi Eker konuşuyor..

"Diyarbakır'ı özledim.. Diyarbakır istedi ben geldim…"

Türkçe ve Kürtçe "cümleleri" bu minvalde kurgularken beklenen o tepki geldi..

Miting alanının… Ki Eker'e göre "sol" tarafta bir grup protestoda bulundu..

Islıklandı… "Yuuuuhhh" çekildi…  Konuşmasını sıkça; "kesmeye" çalıştı..

Grup.. Islıklarla.. Farklı ifadeler.. Sözcükler.. Kelimeler..

Ve el-kol gibi vücut hareketleriyle, Eker'i kürsüde "susturmaya" çalıştı…

Tabi, bir anda; "alan karıştı?"

Eker taraftarları.. Eker karşıtları… Söz düellosundan sonra birbirlerine; "giriştiler.."

Yumruk. Tekme.. Tokat.. Tabiri caizse "Allah ne verdiyse!"

***

Neyse ki.. Sağduyulu partililer…

Polis.. Ve miting çığırtkanının akıllı tutumuyla, Eker'in konuşması kısa kesildi..

Eker platformdan çekilince… Gruplar da, polis ve partililerin, müdahalesiyle sakinleşti..

İki kişi gözaltına alındı..

Diyeceksiniz ki; "Bir taraf Eker'in.. Peki diğer taraftar kim?"

İsim mi? Bilen biliyor derim..

Ama vakıa şunu gösteriyor… Eker'in varlığı.. Listenin hal-i durumu…

Ekseriyetiyle Diyarbakır'daki seçmenlerde istenilen "teveccühü" alamamıştır…

Şehrin ağabeyi olarak, Eker görülmüyor…

Nedenlerine.. Niçinlerine girmek istemiyorum..

Eğer ki..

10 yıl gibi "rekor" bir süre, yatırımcı bir Bakanlığın başında bulunuyorsanız..

Ki o Bakanlık, seçim bölgeniz için.. Yaşadığımız coğrafya için.. Hayati önem içeriyorsa..

Ki kendi ifadenizde; Diyarbakır'a 4 katrilyon para aktardık deniliyorsa..

***

Diyarbakır'a… Bölgeye..

Pozitif ayırımcılık yaptığınızı "övücü" cümlelere aktarıyorsanız…

Tarım.. Hayvancılık.. Sanayi…

İstihdam üretici; "projelerden" dem vuruyorsanız!

Ve "heykeli" dikilecek bir "adam" profiliyle huzura çıkıyorsan..

Ne hazindir ki tüm bunlara rağmen; zerre-i miskal bir geri dönüş söz konusu değil…

Ya da, etkilenme..

Sevgi muhabbeti.. Kucaklama.. Sahiplenme, "dönüşümünü" elde edemiyorsan!

Demek ki burada vahim bir arıza-i durum var…

Hepimiz..  Ki Eker de şunu iyi biliyor ki..

Diyarbakır insanı.. Güneydoğu halkı..

Vefalıdır… Cefakardır.. Misafirperverdir..

Dostuna dosttur… Yapılan en küçük bir "iyiliği" unutmaz…

Dostluğu, yarenliği" binlerce kat misliyle karşılık, bulur..

Ama görünün o ki yok!

Demek ki, kusur ahalide değil, ahalinin öfke seline maruz kalandadır…

Etrafına bakmalı..

***

Dilerim ki!

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın alana gelmeden önce yaşanan; o "yuhlama!"

Özellikle… Alanda mülahaza ettiklerimin anlattıkları..

Ki bilaistisna diyorum…

Batman.. Mardin.. Diyarbakır'ın AK Parti ailesinde; "yer" almış..

Vekillik yapmış.. İl Başkanlığında bulunmuş..

Encümenlik yapmış…

"Davanın dava" adamlığıyla bilinen; kimler yok ki diyebileceğim isimlerle yaptığım sohbet..

Ulusal… Gazete.. Televizyonların yazarları..

Programcıları… Onların da, ortam izlenimlerinin harmanlamasıyla!

AK Parti…

Bilerek mi, bilmeyerek mi? Her ne ise!

Güneydoğu'da; "acık ve aleni bir şekilde" listeler düzeyinde yapmış olduğu "intihar" girişimi kötü sonla bitmez…

Şu an için, uçurumun kenarında…

Korku o ki, 24 Haziran akşamı, yuvarlanıp gitsin..

Velhasıl kelam..

Umarım bu "istemezlik" hali daha fazla "su" kaldırmaz…

Ayrışmaya, kan kaybına yol açmaz.. Sandıkta; gümleme yapmaz…

***

MÜJDELER…

Diyarbakır'a özgü, müjdeler.. Erdoğan açıkladı…

Yenişehir'deki eski stadyumun yeri..

Burası… Konut alanı.. İşyeri merkezi.. Yani "betonarme" olmayacak…

Burası… "Milletin bahçesine" dönüştürülecek.. Yani, yeşil alan olacak..

Sevindirici.. Kent için. İlçe için.. Semt için, "sağlıklı bir nefes borusu" olacak?

Bakınız Erdoğan bunun izin ne dedi…

"İngiltere'nin Hyde Parkı varsa, biz de işte bu stadı inşallah millet bahçesine çevireceğiz.

Anneler yavrularını alacak, millet bahçesine gidecekler.

O yeşillikler üzerinde yavrularıyla beraber koşturacaklar, orada oynayacaklar, orada dinlenecekler.

Yakışır mı?"

Yakışır… Hayırlı olsun.

***

 

İkinci müjde! Şehrin trafiğini rahatlatacak..

Çağa uygun.. Toplu taşımaya ivme kazandıracak proje..

"Hafif Raylı Sistem!"

Devreye girecek..

Uzun yıllardır, konuşulup-tartışılıyordu.. Ki projesi de hazırdı.. Hatta dış kredisi de..

Burada, HDP'li yönetimlerin gayreti yükseltti.. Kayyum sonrası, rölantiye alındı.. Şimdi Reis'le "yeniden" ivme kazanıp, hayat bulma rotasına sokuldu..

Hayırlı olsun..

***

Üçüncü müjde… Dicle Vadi Projesi..

Yıllardır, tartışılan önemli bir yatırım!

Yerel yönetimler.. Merkezi hükümet…

Gel-gitler içerisinde; "estek-köstek" misali; somuta erdirilemedi.

Nihayet!.. Cumhurbaşkanı Erdoğan; "artık başlasın" dedi…

Öyle ya.. Dicle akar, Diyarbakır bakar deniliyordu…

Artık, öyle olmayacak…

Dicle akacak…

Ama Diyarbakır güzelleşip, zenginleşecek…

Hayırlı olsun.

***

Evet.. Önemli..  Ve ivedilikle, vücut bulacak üç yatırım!

Şehir hastanesi.. Çevre yol.. Altyapı.. Silvan barajı.. Hes'ler.. Yani kurumlar ölçeğinde; "bir çok yatırımdan" söz edildi..

Vaat verildi..

 

***

ERDOĞAN'DAN MESAJLAR..

Ve; mitingdeki "can alıcı" noktaya gelirsek..

Yani, Erdoğan'ın, "seçime" dair mesajları..

Özellikle de…

Kürtlere.. Bölgeye.. HDP ve PKK'ye yönelik, zikrettikleri!

Çünkü.. Bu miting..  24 Haziran seçimleri öncesi tartışılan; "Kürt seçmenin tercihine" dair, mevzuda "renk" verici…

Malum! Kuzey Irak'taki referandum.. Öncesi ve sonrası… Barzani'ye dair politika…

Afrin harekatı.. Bölgedeki operasyonlar.. HDP'lilerin tutuklanması.. Yerel yönetimler..

Görevden alınmalar.. Kayyumlar.. Birde, AK Parti'in MHP ile yaptığı ittifak…

***

Genel itibariyle!

Oluşan bir algıyı.. Oluşan bir olumsuz atmosferi..

Oluşan beklentilere dair, neler olabileceği noktasında; "konuşması", önemli..

Ve keskin dikkate değerdi..

Soruların da yanıtı… Hem Kürtlerin kafasında.. Hem Kürtler üzerinde plan yapanların kafasına..

Hem de Kürtleri hedef alıp pusuda yatarların zihnine!

Verdiği mesaj…

Konuşmanın genel muhtevası! "Kürt realitesine" odalıydı..

Geniş konuştu.. Huzur'u öncü kılarak, "Toplumsal" mutabakatı öne aldı..

Ve dedi ki..

BİR…

Erdoğan, uluslararası güçlere bir mesaj vardı…

Ki Kürtleri, Ortadoğu'da kullanmak isteyenlere…

Dedi ki…

Kimse Kürtlere devlet aramasın…

Kürtlerin devleti Türkiye Cumhuriyeti Devletidir…

Bizim meşrebimizde ayırımcılık yoktur…

Diyarbakır, uzun yıllar ihmal edilmişti.

Biz İzmir, Konya, Kayseri'de ne varsa Diyarbakır'da da o olsun dedik.

Diyoruz…

Demeye de devam edeceğiz…

***

İKİ…

Vesayetleri kırdık…

Biz Kürt vatandaşlarımızı eski vesayet düzenin elinden kurtardık…

Kurtulduk…

Çünkü bu vesayet düzeni bize, size çok zulmetti...

Biz 'Kürt yoktur.' demiyoruz, Türkiye'nin artık bu noktadan geri dönüşü mümkün değildir, biz Kürtlerin bizatihi kendilerini bir sorun olarak gören anlayışa nazire olarak 'Kürt sorunu yoktur.' diyoruz.

Herkes gibi sizlerin de özgürlüklerini güvence altına biz aldık. Bizim için asla değişmeyecek ve hep öyle kalacak olan resmi dilimiz Türkçe ne kadar değerliyse anadiliniz Kürtçe de o kadar kıymetlidir.

Kazanılmış diğer özgürlükler de aynı şekilde sizin ananızın ak sütü gibi sizlere helal olsun."

ÜÇ…

Erdoğan.. Demirtaş'ın tahliyesinin konuşulduğu.. Muhalafetin "serbest" bırakılması gerektiği yönünde beyan verdiği…

Partide bu minvalde, oluşan beklentiler noktasında..

Diyarbakır'da net; konuştu.. İkirciklik yapmadı… Ve Diyarbakır meydanında şöyle seslendi…

Kardeşlerim, 53 Kürt kardeşimin kanı bu Demirtaş'ın eline bulanmıştır.

Bunun bedelini er veya geç ödeyecek.  Yoksa tarih, o 53 kardeşim bizleri affetmez, bizi de affetmez.

Onun için dik, sağlam duracağız ve inşallah 24 Haziran'da benim o Kürt kardeşlerimin ölümüne imkân, zemin hazırlayan bu Demirtaş'a da hesabını soracaktır.

Bak bugüne kadar ağzıma almadım ama o 53 kardeşim sebebiyle bunu ağzıma aldım.

Yoksa muhatabım değil, hiç derdim de değil. Benim Kürt kardeşlerimi bunlar sömürdüler.

Öyle saz alıp, saz çalmakla benim Kürt kardeşlerime hizmet olmuyor."

DÖRT…

Her kim… Herhangi bir Kürt kardeşimin bir hakkını gasp etmeye kalkarsa.

Karşısında önce beni bulur.."

Erdoğan bu ifadeyle şunu söylüyor..

"Kürt meselesiyle alakalı bir çözüm ve geliştirilecek hamle varsa..

Muhatap..

Ne PKK’dır.. Ne Kandildir.. Ne de bir başka mecradır..

Muhatap, Kürt halkının bizatihi kendisidir..

Nitekim ne dedi; "Değişmesi gereken bir şey varsa, ona da sizinle konuşarak karar veririz?"